·520 syf.··Beğendi
···Okunma: 22 Ekim 2022 22:54 Uzuun bir zamandan sonra kendimi bu kitabın incelemesini yazacak kadar cesareti nereden buldum bilmiyorum ama bi şeyler yazmamanın daha kötü bir fikir olduğuna kanaat getirdim.
Martin Eden'in yabani bir denizciden yazar olma mücadelesi, kitaplardaki o muhteşem ailelerin var olduğunu öğrenmesiyle ve bu ailedeki tanrıça kadar saf güzelliğe sahip burjuva kızına, Ruth'a aşık olmasıyla başlıyor.
Aralarındaki sınıf farkını kapatabilmek, bu ailenin yanında yer alarak Ruthla evlenebilmek için kitaplar okuyor, dil bilgisinden görgü kurallarına kadar uzun bir öğrenme sürecine giriyor. Bu süreçte gösterdiği başarı hem burjuva sınıfına duyduğu hayranlığı hem de o kutsal aşkını sorgulamasına neden oluyor. Hayal kırıklığına uğrayan Martin günün sonunda her iki sınıfa da uzak kalmış bireyci bir adama dönüşüyor ve etrafındaki insanlar ondan umudunu kesmiş, uzaklaşırken yazdıklarıyla ulaşabileceği en üst noktaya ulaşıyor. Bu noktada hayata ve tüm duygulara doymuş olduğunu düşünmeye başlıyor ve huzuru, dinginliği arzuluyor.
Martin Eden karakterine, konuşmalarına hayran olmadan yapamayacağınız belki de birçok şeyi bu kitapta öğreneceğiniz, akıcı, mücadele ve aşk dolu bir roman kendisi. Martin 'in realistliği, güzelliğe olan bakış açısı ve aşkı benim en etkilendiğim kısımlar oldu. Hiçbir zaman kendi düşüncelerinin değeri ve gerçekliği konusunda şüphe duymayan, koşulsuz aşık ve koşulsuz kendine güvenen bu karakter ne kadar hayran olsam da ne kadar otobiyografik bir roman olsa da benim için hayali bir karakterdi.
Yine de Bay Eden 'in de dediği gibi bazı işlerinizi 'iyi etmek' konusunda sizi harekete geçirecek, gayretlendirecek, umutlandıracak özel bir kitap.