…
Hiçtenliğini bu yaşamın kavrıyor usum,
Ve pek yok benim muhabbetim ona;
Görüntüler için yumulu göz kapaklarım;
Ama çok uzaklarda duran umutlarım
Yüreğimi tedirgin ediyor bazan:
Ardımda farkedilir bir iz bırakmadan
Keder verecektir bana dünyayı terk etmek.
Yaşıyorum yazıyorum övgü gözetmeden;
Fakat, öyle sanıyorum ki, dilerdim ben
Kederli alın yazımı şarkılamak
Bari biricik ses anımsatsın diye,
Beni dünyada candan bir dost gibi.
Ve birinin o ses dokunsun yüreğine;
Ve, yazgı tarafından korunmuş,
Ola ki, Leta’da batmaz dibe
Bir şiir kıtası, tarafımdan kurulmuş;
Ola ki ( gönül okşayan bir umut!)
…
Kitap için uzun bir tiyatro metni okuyormuş gibiydi diyebilirim. Foma Fomiç zaten başlı başına abartılı konuşmaları ve tiratları olan bir karakter. Sürekli söz alması, konuyu istediği yere getirmesi bir yandan güldüm bir yandan üzüldüm. Okurken aşağılanmış bir yazar geçmişiyle de Dostoyevski’yle istemeden bağlantılar kurdum kendi kafamda. Ve olanlar oldu. Bir daha karakter gözüyle bakamadım. Oyunun içinde bir oyun varmış hissiyle biraz kedinin fareyle oynamasını izler gibi izledim onları.
Eğlenceliydi. Dostoyevski de eğlendirebilirmiş meğer.
Stepançikovo KöyüFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20194,900 okunma
“ Önce ağzına zehir akıtırlar, sonra da ‘ Bir şey yemek ister misin?‘ diye sorarlar… Kalp yaralarını haşlanmış mantarla, elma turşularıyla iyileştirmek istiyorlar. Ah albay, ne kadar zavallı bir maddecisiniz! “