Kanaviçe
7/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2022 61. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 02 Kasım 2022 20:52
Yazılı haftasında olduğumu bilmeme rağmen elimden bırakamadım. Harika bir kitaptı. Şiddetle tavsiye ederim. Kitap hakkında bahsedecek olursam : Bölümlere ayrılmış bir kitap. İlk başta birbirinden bağımsız ilerliyor ama sonra hepsi tek çatı altında birleşiyor. Bu yönüyle bana Olasılıksız kitabını hatırlattı. Onu da okumadıysanız öneririm. 2013'ten 1915'e (Tehcir Kanunu'na ) dayanan bir aşk masalı. Mert ; annesini, kız kardeşini ve babasını bir trafik kazasında kaybediyor. Annesinin aile geçmişi ise çok ilgi çekici ve hüzün dolu. Ani Hanım ile Aram Bey birbirlerini çok seven Ermeni bir çift. O kadar mutlular ki. Bir gün bu mutluluklarına önce mutluluk katan sonra da hüzne boğan bir olay oluyor. Ani Hanım 'ın bir çocuğu oluyor. Ani Hanım bebeğini emzirirken lohusalığın ağırlığıyla uykuya dalıyor ve bebek boğularak ölüyor . Ani Hanım kendini evlat katili olarak görüyor.Aram Bey ona suçlu olmadığını bunun Tanrı'nın bir imtihanı olduğunu söylüyor. Etrafına ne kadar iyi görünmeye çalışsa da Ani Hanım bu olay sonrası asla iyi olamıyor. Bir kızları ve bir oğulları oluyor ama bu da acısını dindiremiyor Ani'nin. Üstelik tüm bunlar olurken Ermeni komiteleri zıvanadan çıkıyor. Genç, yaşlı, bebek, kadın dinlemeden Türkleri öldürüyorlar. Aram Beyin bir mektebi var. Oradaki öğrencilerini de Ruslar kışkırtmasın diye bir iki günlük uzaklıktaki bu mektebe gidiyor. Ani Hanım, birkaç gün sonra çok telaşlanıyor, Aram Bey'in bir daha geri dönemeyeceğini düşünüyor ve sinir krizi geçirip oğlunu boğarak öldürüyor. Tam kızını da öldürecekken Aram Bey geliyor. Ani'yi ayırmaya çalışıyor. Onu yanlışlıkla itiyor ve Ani kafasını sehpaya çarpıp ölüyor. Aram tüm bunlara dayanamıyor. Kızını hizmetlileri olan Zeynep 'e emanet ediyor. Malını mülkünü ona bırakıp kızı Nora'nın adını değiştirmesini ve onu bir Müslüman gibi büyütmesini istiyor. Bir daha dönmemek üzere Amerika'ya gidiyor. Zeynep, Nora'yı tüm içtenliği ile bağrına basıyor. Adını Billur olarak değiştiriyor. Billur, Mert'in anneannesi oluyor. Ailesini kaybettikten sonra evin çatı katında Aram Bey'in yazmış olduğu bazı mektupları buluyor. Ayrıca bir de nesilden nesile aktarılan Ani Hanım'ın yapmış olduğu tablo var onu da atlamayayım: Ani kanaviçede çok yetenekli,bir kanaviçe yapıyor bu kanaviçede piknik yapan iki aşık var. Kadın adama üzüm uzatıyor ve adama da üzümü kadının elinden almak için eğilmiş, kadın adama aşkla bakıyor. Mert , ailesinin ölümüyle kendini çok yalnız hissediyor. Birine aşık olmayı,bir hayat arkadaşı bulmayı arzuluyor. Bu kişi de Ermeni Araştırmaları Enstitüsü öğrencisi olan Nazlı 'dan başkası değil. Nazlı ile nasıl tanışıyorlar? Mert bu Ermenice yazılan mektuplarda ne yazdığını öğrendikten sonra ne tepki veriyor? Nazlı ile arasında neler oluyor? Hepsi ve daha fazlası bu kitapta. Bu aralar okuduğum kitapları diğer kitaplara benzetiyor ve aralarında bağlantı kuruyorum nedense? Ermeni olaylarından malesef Osmanlı 'ya bağlı olan insanlar da zarar gördü. Kurunun yanında yaş da yandı. Ermeni Komitelerindekilere beddua etmedim değil. Sinirlendimmmmm. Bu kitap bana bu konuda Serenad kitabını hatırlattı. Onu da çok ama çok tavsiye ederim. İyi okumalar... Geçen yazılı haftasında Bahadır Yenişehirlioğlu'nun bu kitabını okumuştum. Şimdi de "Tahta At" kitabını okuyorum. Bakalım 2. Dönem 1. Yazılı zamanında hangi kitabını okuyacağım. Çünkü yazılı haftasında kitap okumak>>>>>>
KanaviçeBahadır Yenişehirlioğlu · Timaş Yayınları · 20151,122 okunma
·
241 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.