Türkiye Cumhuriyeti’nin yetiştirdiği yüksek kalibredeki entelektülellerinden biri olan Prof.Dr.Celal Şengör’ün bir bilim adamı olarak kendi entelektüel birikimi ve kendi tespitlerini orjinal bilgiler ile harmanlayıp bastırdığı kitabıdır. Gerçek bir aydın/uluslararası şöhreti/başarısı tescilli bir entelektüelin kaleminden Atatürk’ü okuyacaksınız.
Atatürk’ün her türlü hareket tarzındaki ince nüanslar dahi bilimsel bir bakış açısıyla tetkik edilmiş kitapta. Her ne kadar kitap, Atatürk'le ilgili bilgi edinmek için yeterli olmasa da Celal Şengör’ün objektifinden okumak, oldukça keyifli ve faydalı.
Kitabın girişinde Celal Şengör, sizi kitaba hazırlıyor. Giriş kısmında bilimsel düşüncenin ne olduğu/nasıl olması gerektiği konusunda açıklayıcı metinlerle sizi karşılıyor kitap. İlerleyen sayfalarda bu açıklayıcı kısmın Atatürk ile ilgili kısımlarını besleyici bilgiler olduğunu farkediyorsunuz. Celal Hoca, gayet sade, basit anlaşılır bir dille kitabı oluşturmuş. Her seviyede okuyucunu rahatlıkla anlayacağı bir dil.
Oldukça objektif bir açıdan bilimsel bakış açısıyla değerlendiren Celal Şengör, tüm uygulamaları, alınan kararları, benimsenen hareket tarzlarını vs konjonktür ve içinde bulunulan o dönemki zor şartları da tartıya koyarak tarafsızca değerlendirmiş. Aslında bu bakış açısını günümüzde birçok kişinin kaçırdığı çok net karşımıza çıkıyor. Tarihi şahsiyetler değerlendirilirken bazen insanlar, kendi döneminin şartlarıyla mukayese etmeden yani dönemsel empati yapmadan hüküm vermektedirler. Ancak bir tarihi şahsiyet değerlendirilirken o dönemin şartlarını göz önüne almak kendini o dönemde o tarihi figürün yerine koyarak bir de değerlendirmek gerekir.
Atatürk ve Cumhuriyet tarihi üzerine çok fazla sayıda kitap okumuş – hatta kütüphanemde çok geniş bir arşive sahip birisi olarak – Celal Şengör’ün kaleminden bakış açısından okumak, oldukça katkı sundu ve keyif verdi diyebilirim.
Eleştirel akılcılık baz alınarak eleştirmek ve bir şeylerin yanlışlanabilir olduğunu düşünmek gerçekten de insanın gelişimi açısından büyük bir artı. Celal Şengör’ün en takdir ettiği bilim insanlarından biri olan Viyanalı Bilim Felsefecisi *Karl Popper’ı bu kitaba dahil ederek Atatürk’ün dehası ve bilimsel düşünsel yapısıyla olan ilişkisini açıklaması güzel bir yerden yakalanmış bir detay.
*Karl Poppper: Yanlışlanabilirlik, Popper'in bilim kuramının temelidir. Onun bilimsel yöntem görüşü, “bütün sistemleri zorlu bir sınamadan geçirerek, sonunda nispeten elverişli” sistemi seçmek amacıyla, her kuramı yanlışlamaya tabi tutmaya dayanır.
Nutuk’un bilimsel metodolojisi konusuna da kitap yer verilmiş. Kısaca açıklamaya çalışılmış. Nutuk, başlı başlına bilimsel olarak ele alınması gereken bir baş yapıttır. Özellikle, genç neslin Nutuk gibi bir başyapıtı tam olarak idrak etmesi ve algılaması elzemdir. Bu konuda Sinan Meydan’ın ‘’Nutuk’un Deşifre’’si adlı kitabını da ayrıca şiddetle tavsiye ederim.
Celal Şengör, kitabında tüm bahsettiklerini aslında bir küçük paragrafla özetlemiştir kitapta; "Atatürk'ün diktatörlüğü, dehanın diktatörlüğüdür. "Ben böyle istiyorum." demek yerine, "Efendiler şöyle bir teklif var" dedi. Efendiler de kabul etti." şeklinde açıklar.
Şengör, Atatürk'ün diktatör olduğunu ama bunun Hitler, Mussolini gibilerden çok başka bir diktatörlük’’olduğunu anlatmaktadır. Bu, bir çeşit dahice ve gönülleri kazanarak yapılan bir yol gösterme ve ikna etme gücüdür. Deha ile harmanlanmıştır. Celal Şengör’ün de bahsettiği gibi; ilacını içmekten imtina eden hastasına zorla ilaç içirmeye çalışan doktor gibi düşünmemiz gerektiğini söylüyor. Hastanın iyiliği için her şeyi yapabilecek bir doktordur Atatürk. Bu bakış açısı doğru bir bakış açısıdır.
Ulu Önderimiz Atatürk’e derin saygı ve minnetle...
ALINTILAR:
‘’Samsun’a çıktığı 19 Mayıs 1919 gününü Türkiye’nin kaderini eline aldığı tarih olarak kabul edersek, ülkenin yönetiminin cansız parmaklarından kaydığı 10 Kasım 1938’e kadar 19 senede Atatürk hiçbir kararını altında milletin temsilcilerinin imzalarının da olmadığı bir bildiriyle ne milletine ne de dünyaya tebliğ etmiş veya uygulamaya koymuştur.’’ s8
‘’Bilim, içerdiği ifadeler, gözlem raporlarını oluşturan ifadelerle yanlışlanabilecek düşünce sistemlerinin tamamına verilen addır’’
(Viyanalı Bilim Felsefecisi Karl Popper)
‘’Genel konularda nihai gerçeklere ulaştığını iddia eden, doğruyu söylememektedir.’’ s26
‘’Eleştirel akılcılık doktrinler, yani yanılmaz ilkelerin bulunduğu inancına dayanan tüm yaklaşımların bir yanılgı olduğunu göstermiştir. s26
Atatürk’ün Yöntemi:
Atatürk, yaşamı boyunca;
1-Önce karsısındaki sorunu iyi tanımaya ve tanımlamaya (yani kodlamaya)
2-Kendisinden önce bahis konusunu sorun veya sorunlar için ortaya atılmış çözüm önerilerini iyi öğrenmeye ve bunların başarısızlık veya uygunsuzluk nedenlerini doğru teşhis etmeye,
3-Sorunun veya sorunların çözümü veya çözümleri için uygun varsayım önerilerini üretmeye
4-Kendi önerdiği varsayımlarıa körü körüne asla bağlanmadan onları en acımasız bir şekilde gözlem raporlarıyla denetlemeye,
5-Başarısız olduklarına inandığı varsayımlarını derhal eleyerek yerlerine yeni gözlem temelini de dikkate alarak (yani kendi çözüm önerilerini başarısız kılmış olan gözlemleri de değerlendirerek) yeni varsayım önerileri üretmeye,
6-Bu yeni varsayım önerilerini de daha önceki varsayımlar için yaptığı gibi gözlem raporları ışığında denetlemeye büyük özen göstermiştir. Bu yöntem, Atatürk’ün işlerini nerdeyse bitirdiği yıllarda, Karl Popper’ın tüm dünyaya gösterdiği gibi, doğa bilimlerinden bildiğimiz, bilimsel yöntemin ta kendisidir.
Geoffrey Lewis’in bir lafı var: ‘’ Atatürk sıkı bir tartışmaya bayılıyordu ama bunu yapacak insan yoktu etrafında.’’ Atatürk kendisine kafa tutulmasını isteyen bir insandı, bunu anlıyoruz. Bu, aynı zamanda dehanın da işaretidir; her türlü fikirden istifade etmek. Birkaç çok yakın arkadaşı dışında etrafında bunu yapacak insan yok ve Atatürk bunun çok açık bir şekilde farkında.’’
‘’Bütün yazdıkları, yapacaklarını yapıp işini bitirdikten sonra verdiği hesaptan ibarettir.’’
‘’Eğer zeki bir adam yanlış bir iş yapmışsa mutlaka o iş muhakkak doğru olmalıdır diye düşünmekten ziyade o anda, ona o niye doğru göründü, onun peşine düşmek lazım...’’ s131
‘’Atatürk’ün ne dediğini anlamış sadece bir kişi var, o da Hasan Ali Yücel’di. Tek bir adam, Onu da nihayetinde İnönü, Amerika’nın, Rusya’nın, ağalarının baskısıyla harcanmıştır.''
(Hasan Ali Yücel)
Celâl Şengör