O BİR BİLİM İNSANI
10/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2024 60. kitabı
Ömer Hayyam deyince lütfen herkes gibi aklınıza ilk önce aşk-şarap ve doğunun eğlenceleri gelmesin çünkü Ömer Hayyam bir bilim insanıdır ve ona dair akla ilk gelmesi gereken budur... Ömer Hayyam (18 Mayıs 1048 – 4 Aralık 1131) İranlı şâir, filozof, matematikçi ve astronom. Hayyam"ın edebiyat dünyasında büyük bir şair olarak anılmasının nedeni yazdığı "rubaiyat"tır. Yazdığı rubailerde (dörtlüklerde) akıcı ve gerçekçi bir dil kullanması hatırlanır ve unutulmayan biri olmasının en büyük nedenlerindendir. "Eşi dostu verdik birer birer toprağa; Kiminden bir taş bile kalmadı ortada. Sen, yorgun katır, hâlâ bu kalleş çöldesin; Sırtında bunca yük, yürü bakalım hâlâ." Hayyam adı "çadırcı" demektir ve babasının çadırcılık yapışından gelir. Selçuklu döneminde tıp, tarih, hukuk ve astroloji konusundaki bilgisiyle ünlenen Hayyam'ın kitaplarından yalnızca on sekizinin adı bilinmektedir. Hayyam bugün de kullanılan Pascal üçgeni kavramını oluşturmuştur. Ancak yalnız ülkemizde değil bütün dünyada bu yönüyle değil şiirleriyle hatırlanır... Bir siirinde; "Yaşamanın sırlarını bileydin Ölümün sırlarını da çözerdin; Bugün aklın var, bir şey bildiğin yok: Yarın, akılsız, neyi bileceksin?" diyecek kadar bilge bir kişidir kendisi... aksini iddia eden varsa hodri meydan... !!! Hayyam'ın herkese sözü ve cevabı vardır... siyasal dinciler için dedikleri ibretliktir mesela... İçin temiz olmadıktan sonra Hacı hoca olmuşsun, kaç para! Hırka, tespih, post, seccade güzel; Ama Tanrı kanar mı bunlara? Onun haklı olduğunu kabul edip burdan şekilci ibadetçilere ve göstermelik din bezirganlarına sesleniyorum... "yol yakınken dönünüz"...!!! Hayyam’ın her düşüncesini tek tek büyük şairlerde ve filozoflarda bulmak mümkündür. Ancak bunların hiçbirini Hayyam ’la mukayese etmek mümkün değildir. Hayyam, üslubunda çok ilerdedir onlardan. Ondaki sağlam yapı onu her şeyden çok Lukretius, Epikür, Goethe, Shakespeare ve Schopenhauer ’le başbaşa giden büyük bir filozof ve şair olarak karşımıza çıkarır. Son olarak Hayyam'ın müthiş sorgulama duyusu vardır ve diyor ki ! "Irmaklarından şaraplar akacak diyorsun, Cennet-i âlâ meyhane midir? Her mü’minine iki huri vereceğim diyorsun Cennet-i âlâ kerhane midir?" "Bazen Semerkant’ta, ağır ve kasvetli bir günün bitiminde, kentin işsiz güçsüz takımı, baharat çarşısının yanı başındaki iki meyhane çıkmazında, Sogd ülkesinin kokulu şarabını içmek için değil ama gelen gideni gözetlemek ya da çakırkeyf birkaç akşamcıya saldırmak için dolanıp durur. Ele geçirilen kişi yere serilir, hakaret edilir, baştan çıkartan şarabın kızıllığını ona yüzyıllar boyu hatırlatacak olan cehennem ateşine sokulur. İşte Rubaiyat, 1072 yazında, böyle bir olay üzerine yazılmaya başlandı. Ömer Hayyam yirmi dört yaşındaydı ve bir süredir Semerkant’ta bulunuyordu." kaynak( Amin Maalouf - Semerkant )
Edebiyat
RubailerÖmer Hayyam · Nilüfer Yayınları · 201827,9bin okunma
·
229 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.