Gönderi

10/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2017 107. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2017 20:00
‘’Gölgesizler’’ hakkında o kadar güzel yorumlar okuduğum bir kitaptı ki, beklentilerimin yüksekliği sebebiyle temin ettikten hemen sonra okumaya başlayamadım. Bir de ‘’varoluşçuluk’’ ekseninde ilerleyen yorumlar görünce de felsefeden bir hayli çekinen ben, iyice kitaptan uzaklaşmaya başlamıştım. Ama şöyle söyleyeyim, elime alıp ilk sayfasını okuduktan sonra kitabı elimden bırakamadım. Sayfalar su gibi akıp gitti. Öncelikle Hasan Ali Toptaş’ın dili zaten kitabı okumak için başlı başına bir etken. Nasıl muazzam cümleler onlar, kelimeler dans ediyor sanki. Hasan Ali Toptaş’ın diliyle geç tanıştığım için hayıflandım açıkçası. Ama nasıl da memnun kaldım böyle bir dili; çeviriye lüzum kalmadan, orijinal haliyle okuduğum için. Öyle cümleler, öyle benzetmeler var ki; nasıl bir anlatı bu diye şaşıp kaldım. O kadar ayrıntılı tasvirler yapılmış ki, karakterleri her birini tanıyormuşum gibi hissettim. Aynı şekilde mekanların tasvirleri de çok gerçekçiydi; anlatılan berber dükkanındaki makasların şıkırtısını duydum diyebilirim. Kurguya gelirsek, muazzamdı. Bir sonraki sayfada neler olacağını kestiremedim, hep bir şaşkınlıkla okudum. Büyülü bir dünya yaratılmış resmen. İki ayrı zaman, iki ayrı mekan; ama öyle bir şekilde kaynaşıyorlar ki, sanki karakterler o sayfadan öteki sayfaya koşturuyorlarmış gibi hissettim. Düş ve gerçek o kadar iç içe geçmiş ki; hani rüyada bir şey vardır görürsün sonra bir daha bulamazsın ya da yine rüyada koşar koşarsın da bir yere varamazsın ya bazı sayfalarda o hissiyatla okudum. Ayrıca sürekli ne olabilir diye düşünüp bir kanaate varıp iki sayfa sonra tezimin nasıl da çürüdüğünü görüp tekrar düşünmeye başladım. Hikayedeki ana hattı kitabın yarısında çözsem de bir başka olayı çözmek için kitabın sonuna kadar sabretmem gerekti. Her şeyi iyice anlamak için de hiçbir ayrıntıyı kaçırmamak adına oldukça çaba gösterdim. Ama yine de tam olarak anlamlandıramadığım birkaç şey kaldı. Belki de ucu özellikle açık bırakılmış şeylerdi, bilemiyorum. Köy yaşantısını tasvir eden romanlar ayrı bir hoşuma gidiyor benim. Bu köy de çok tuhaf bir köy, ikamet eden insanlar bir acayip, başlarına gelen olaylar tuhaf ki ne tuhaf. Köyün tasviri de çok iyiydi; değirmen, Cıngıl Nuri’nin evi, köy meydanı, çınar ağacı… En sevdiğim karakter de Cennet’in oğlu oldu. Ben öyle felsefik yorumlara girişmeyeceğim, zira becerebileceğimi düşünmüyorum. Kitabı gerçekten çok sevdim, en kısa zamanda filmini de izleyeceğim. Hasan Ali Toptaş’ın da tarzını ‘’Efrasiyab’ın Hikayeleri’’ kitabı ile tanıdığım İhsan Oktay Anar’ın tarzına benzettim. İncelemelerde gördüğüm kadarıyla tek benzeten de ben değilmişim. Hasan Ali Toptaş’ın öteki kitaplarını da biran önce temin edip okumak istiyorum. ‘’Gölgesizler’’i kesinlikle tavsiye ediyorum. Keyifli okumalar…
Edebiyat
GölgesizlerHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 202014,1bin okunma
·
4 Gösterim
1 Yorum
Güzel bir inceleme olmuş. Kitabı tekrar okuma isteği geldi :)
Merve
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim. Kitabın bıraktığı etki çok başkaydı, elimden geldiğince tarif etmeye çalıştım. :)
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.