Gönderi

Üstü başı metafor dolu bir novella: Çukur
Puan vermedi·96 syf.··
2023 2. kitabı
Uyarı: Tüm yazı spoiler içerir. Yazarın işlediği toplumsal roller ve cinsiyetçilik gibi kavramlar kitabın ilk sayfalarından hemen kendini belli ediyor. Kadrolu ve kadrosuz çalışanlar, çalışan kadın, ev kadını, çocuksuz kadın gibi toplumsal eşitsizlik ve dayatmalar üzerinden bir hikayenin içine gireceğimizi fark ediyoruz. Ancak tüm bunların dışında hikayenin hamurunda “Görmemek” olduğunu düşünüyorum. Ben “Bilmemek için gözünü kaçırmak” diye not almıştım kitabın ortalarında ama sonrasında kayınbiraderi ağzıyla yazar tam olarak net ifade ediyor: “…Bakmıyorlar elbette. Temelde hiç kimse bakmıyor. Görmek istemedikleri sürece de bakmazlar zaten…” sf.71 Toplumun görmek ve bilmek istemediklerinden gözlerini kaçırdığına; olağan akışın ve yazılı olmayan toplumsal kuralların bozulmaması için yokmuş gibi davranıldığına dair çok fazla metafor ve anlatım vardı bence. … Gözleri gölgede kaldığı için görünmüyordu. … Dedeyi görmeye çalıştım… Dede aydınlıkta değildi. …Yıldızların ve ayın görünmediği karanlık bir geceydi. …Birkaç kez dönüp baktıysam da hiç kimseyi görmedim. …Kayınvalidem onun gözlerine bakmaya çalışsa da o kayınvalideme bakmıyordu. …Kehribar rengi güneş gözlüğünün ardında gözleri belli belirsizdi.. …O pencerenin perdesini de çektim… Kayınpederimin görüntüye girmediği tek yer olan mutfak penceresinden dışarıya baktım… Benim yakaladığım cümlelerden bazıları. Diğer yandan Asa’yı görmeyen, yok sayan bir koca; hiç göz göze gelinmeyen dede ta ki o da aynı çukura düşene kadar (”Onunla ilk defa göz göze geliyordum sanırım.”)sf.83; bir görünüp bir kaybolan çocuklar; yok sayılan kayınbiraderi; bahsi geçen ama ortalarda görünmeyen komşunun çocuğu gibi metaforlar da vardı. Kimse Asa’yı, içine düştüğü çukuru, yaşadığı sıkışmışlığı ve bunalımı görmüyordu ve bunlarla ilgilenmiyordu. Aynı zamanda Asa’da kendi çevresinin kendisini yok saymasına içsel bir isyan olarak kendi gibi sıkışmış ve yok sayılan yaratığı, kayınbiraderi, çocukları ve hatta “insan görmek istemese de göze çarpan böceği” görüyordu.sf. 54 Ve bence Asa çalışmaya başlayarak içinde bulunduğu çukurdan kendini çıkardığında, toplumsal dayatmaları kabul edip o akışa kendini bırakmaya karar verdiğinde, nihayet kendini de görmeye başladı. “…aynanın karşısına geçtiğimde, karşımdan bana bakanın kayınvalideme benzediğini düşünmeden edemedim.” Sf.95 Gördüğü şeyden memnun muydu bilemiyoruz ama kendini görmenin ve görünür kılmanın yolunu bulmuştu. Ve kendini görmeye başladığında ise o da toplumun geri kalanı gibi diğerlerini -çukurun içindekileri- yok saymaya ve görmemeye başladı. “Ne hayvanlar ne çocuklar ne de çukurlar vardı ortalıkta.” Sf.95
Edebiyat
ÇukurHiroko Oyamada · Siren Yayınları · 2022540 okunma
··
712 Gösterim
2 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Kitabı kesinlikle sevdim. Ama bu kitapta neyin beni bu kadar yakaladığını bir türlü adlandıramıyordum. Bunun ne olduğunu düşünüp dururken incelemenize rast geldim. İyi ki de gelmişim. Öyle güzel tespitlerde bulunmuşsunuz ki onlar sayesinde kitapta bu kadar hoşuma giden şeyin ne olduğuna bir isim verebildim. Teşekkür ederim. ^^
Gokcen T
Gönderi Sahibi
Rica ederim. Çok mutlu oldum yorumunuza.
Harika bir tahlil olmuş, kitabın kapağını az önce kapatıp kafamda soru isaretleriyle yorumlara bakayım dedim ve ilk sizin yorumunuz çıktı karşıma. Teşekkür ederim 🙏
Gokcen T
Gönderi Sahibi
Rica ederim. Mutlu etti yorumunuz.