Çukur, eşinin tayini sebebiyle işini bırakan ve eşinin ailesinin onlara hazırladığı eve taşınan Asa'nın hikayesi. Taşra hayatına ve işsizliğe alışmaya çalışan, evde hiçbir şey yapmamaktan sıkılan Asa, fark eder ki eşinin ailesi hakkında pek fazla bir şey bilmiyor. Tanıştığı bir aile üyesi ile de kafasında soru işaretleri oluşur.
İlk defa gördüğü bir hayvan ve çukurlar da bir nevi Alice Harikalar Diyarında atmosferi yaşatır. Çukur imgesi bana göre herkesin kendine göre yorumlayabileceği bir metafor. Belki kimliğimiz belki yuvamız belki korkularımız...
Kitapta Murakami tarzı bir büyülü gerçekliğin yanı sıra en çok hoşuma giden şey yazarın toplumsal ve feminist konulara parmak basması. Çalışan ve çalışmayan kadın, ev hanımı olmak, anne olmak, evlilikteki kadın rolü ve toplumun bu konulardaki beklentileri ve baskısı gibi noktalara güzel değinmiş Oyamada. Aynı zamanda sistemin adaletsiz çarklarından biri olan sözleşmeli ve kadrolu çalışan olmanın yarattığı farklılıkları da kurguya güzel yedirmiş.
Çukur, hem tekinsiz hem merak uyandırıcı hem de alt metni ile dolu dolu sürreel (gerçeküstü) bir kitap.
Sonu konusunda yorum yapmak istemiyorum ama okurken keyif aldığım ve bolca düşündüğüm bir kitap oldu.
Yazar Hiroko Oyamada, 1983 doğumlu genç bir kadın yazar. Fabrikada çalışırken yaşadıklarından esintiler olduğunu düşündüğüm kitaplarıyla da aldığı ödüllerle sesini duyurmuş ve dilerim biz The Factory isimli kitabını da Türkçe okuma şansına erişiriz. Belki yine tertemiz bir Hüseyin Can Erkin çevirisi ile okuruz. Kapak tasarımına da ayrıca bayıldım. Hüseyin Can Erkin hocamın da Nazlım Dumlu'nun da emeğine sağlık.
Tavsiye ederim.
....
......
#çukur #hirokooyamada #japonedebiyatı #sirenyayınları #hüseyincanerkin