Başlıktan da anlaşılacağı üzere bu kitap hakkında iyi konuşmam beklenemez.
Pascal, matematiksel kavram ile sezgisel kavram ayrımlarına çok güzel değiniyor. Kitabın başı ile sonu arasında apayrı bir konu var. Montaigne'nın denemeleri ile benzer. Yalnız Montaigne bir düşünceyi savunurken karşıtlarını Blaise Pascal kadar zıt bir üslupla kağıda dökmemiştir.
Kitabın başından sonuna kadar bir Montaigne hazımsızlığı var. Montaigne düşmanlığı tam olarak nedir, nereden geldiği müphem.
Kitabın ortalarında sonra tek hakikat Hristiyanlık deyip şekilli şekilsiz mucize, kehanet ve doktrinlerle ispata uğraşır.
Paganlardan, ateist, deistlere kadar uzanan bir dil döktürmeler...
Peygamber efendimize (sav) kadar uzanan bir takım yersiz, beyhude cümleler. İsa (as)'yı yer yer Tanrı, yer yer insan olarak kabul edip, peygamberliğinin ispatı olarakta mucize, kehanet, ve İsa'nın havarilerinin yazmış olduğu ve ki sonradan defalarca değiştirilmiş inciller oldgunu söyler durur.
Peygamber efendimizi (sav) ise güya dünya nimetlerine olan düşkünlüğü ile bir pasajda anlatmıştır. Muhammed'in (as) Kur'an-ı Kerim'i bile kendi yazdığını yani mahluk olduğunu söyler. Hiçbir delili olmadan sadece kendisine inanmasını ister müslimlerden der Efendimiz (sav) için.
Kitabın çoğunluğu zaten Hristiyanlık üzerine, Hristiyanlık içindeki iç kilise ve papaz savaşlarına değiniyor.
Son olarak kitabı okyupta duygusal olarak etkilendim diyen okur arkadaşlarıma da Zafer Duygu'nun İsa, Pavlus, İnciller kitabını öneriyorum. Bu kitabı okudugunuz da Blaise Pascal'lın aslında Hristiyanlık hakkında ne kadar az bilgi sahibi olduğunu da göreceksiniz. Hristiyanlığın aslında İsa (as) ile alakasız ve Pavlus denilen şahsın tamamen kendi dünya menfaatleri doğrultusunda ortaya atmış safsatalarından başka bir şey olmadığını göreceksiniz.