"
Aklınla yaptığın yanlışı, gücünle tamir edemezsin."
"
Aklınla yıktığını, kendini acındırarak kuramazsın,"
Akıl Ülkesi'ni bıraktın.
Tamam, bu sevginin göstergesidir, ama yarın başka biri için kralımızın oğlunu terk etmeyeceğin ne malum? Bugün onun için dağları, ovaları, vadileri aştın; denizleri, nehirleri, gölleri, çölleri geçtin.
Ama ya bir gün,
başka birini sever de onun peşinden gidersen?
Nasıl emin olacağız sadakatinden?
"
Su Hanım soruyu yanıtlamadan önce cesaretle bakmış kelebeğe, sonra başını sallamış.
"Emin olamazsın," demiş,
"
ben de emin olamam.
Kralınızın oğlunun peşinden geldim, çünkü doğru olan buydu.
Çünkü kaderimi onun geçtiği yollardan derlemeye karar vermiştim. Onun peşinden geldim, çünkü onu sevdim.
Bu sevgi hiç bitmesin istedim, o yüzden bu kadar çile çektim.
Çektiğim çileyi, kendime neşe bildim.
Ama yarın için ne diyebilirim,
neyi kanıt gösterebilirim?
Sana hiçbir söz veremeyeceğim altın kanatlı kelebek,
çünkü
göğsümün kafesinde atan
şu sevdalı yürekten başka
hiçbir kanıtım yok."