Dakikalar önce bitirdiğim ve kesinlikle her sayfasında duyguyu iliklerime kadar hissettiğim bir eserdi.
Cengiz Aytmatov kesinlikle bu kadar az sayfayla bir okura bu kadar duyguyu aynı anda ve yoğun yaşatan az yazarlardan biri olduğunu düşünüyorum. Aytmatov'un daha önce bir kitabını okumaya çalışmış ama okuyamamıştım. Sorun bendeydi çünkü kitap okumaya ilk başladığım zamanlar ve daha çok yabancı yazarlar okuduğum içindi. İçten içe Aytmatov'a bir mesafe besliyordum ve o mesafeyi bu kitapla kapattım. Hemen başka bir kitabını alıp okuyacağım.
Kısaca yazardan bahsetmem gerekirse. Yazar Kırgız Türklerinden ve bunu da eserlerinde kullanmaktadır. Yazarın Kırgız Türklerini böyle güzel işlemesi sizi daha çok kitaplarını okumaya sevk ediyor. Kesinlikle akıcı ve bir sonraki sayfayı merakla çevireceğiniz bir eserdi.
Konusu ise; ll.Dünya Savaşı sırasında savaşın vurduğu bir köyü ve aileri ele alan yazar konuyu Tolunay ve Savankul'a adlı iki gencin birbirine aşık olması ve aile kurması üzerinden anlatıyor. Savaşın etkilerini öyle hissediyorsunuz ki, o dönemi o şartları yaşıyormuş gibi oluyorsunuz. Kıtlıkla savaşan halk, çocuklarının karnını doyurmaya çalışan anneler, eşlerini bekleyen kadınlar, oğlullarını bekleyen anneler... Her sayfasında gözüm doldu. Ve dedim ki, bunlar gerçekler. Savaş vardı. Ve savaş bunları yaşattı. Ben okurken sarsıldım ve yaşayanları düşününce işin içinden çıkılmaz bir hâl aldım.
Benim gibi okumak için geç kalanlar varsa ertelemesinler:)