İyi Adamın On GünüBudalaMehmet EroğluFyodor Dostoyevski “Adalet adalet dedin mi,Alyoşa ya da Mışkin kalmak mümkün değil.”
İyilik nedir? İyilik, başkalarına acıyıp kendi vaziyetimize şükretme hali midir yoksa saf iyi olma haline erişebilenlerimiz de var mı? Ya da başka bir açıdan iyilik, insan ruhundan anlamak “budalalık” mıdır?
Rezzan ,Maide ,Hatice/Pınar, Seval/Fatoş ve Sadık.. Kadınlar Sadık’ın dünyasında onu hep çok hırpalamış ama Sadık yine de kadınların şefkatinde “ısınmış.”Hayatındaki kadınların hepsini ortak noktada buluşturan Sadık’ın “iyi bir adam” oluşu.. Fakat iyi bir adam olmak bilhassa kendine göre onun laneti. İyiliğin “enayilik”, “saflık”, Dostoyevski’ye göre “budalalık” mı olduğu tartışılıyor kitapta ve görünen o ki bu dünya 19. yüzyıldan bu yana aynı bakış açısını koruyor. Kaldı ki insanın özü iyi kabul edilse de bu dünyada iyi kalmak mümkün mü? Adalet hiç oldu mu?
Mehmet Eroğlu’nun Dostoyevski’nin Budala’sı ve Karamazov Kardeşler’i ile özü bakımından harmanlandığı bu kitabı ben çok çok sevdim. Kitabı bitirir bitirmez Budala’ya başladım, Karamazov Kardeşler’i de en kısa zamanda okumak hedefim. İyi Adamın On Günü üçlemesi #kötüadamınongünü ve #meraklıadamınongünü şeklinde devam ediyor. Romanda herkesçe iyi bir adam olarak görülen eski avukat Sadık’ın bir “kayıp bir melek” Tevfik’i 10 gün boyunca ararken yaşadıkları ve hayatındaki kadınlarla yüzleşmesi anlatılıyor. Aksiyonu bol bir kitap olması bakımından herkesçe sevilebilir, keyifle okunur. Mehmet Eroğlu’nun diline zaten içim akıyor. Filmi de geçtiğimiz cuma #netflix ‘e geldi. #tavsiyeederim , iyi okumalar..
Yazar:Mehmet Eroğlu
Sayfa Sayısı: 243
Yayınevi: İletişim