Son sayfaya gelindiğinde bitmeyen, zihinde dönmeye devam eden, günlük ayrıntılarda kendini hatırlatan, boşlukları düşündükçe dolan ve taşan kitaplardan Sokço’da Kış. Çok sevdim
Güney Kore’nin liman kenti Sokço’da bir pansiyonda çalışan kadınla (anlatıcı), Normandiya’lı bir erkek pansiyonerin arkadaşlığı çerçevesinde şekillenen kurguda; Güney Kore’de yaşam, dayatılan güzellik standartları, bireyin yalnızlığı ve aidiyet arayışı irdeleniyor.
Arka kapakta Elisa Shua Dusapin’in sesi, Marguerite Duras’a benzetilmiş. Duras gibi uzun uzun açıklamalara girişmiyor yazar, gösteriyor. Hisleri okura iyi yansıtıyor. Ayrıca bana Rachel Cusk’ın Diğer Evi’ni de çağrıştırdı. Sokço’da Kış daha önce yayımlanmış. Deniz kenarında inziva, sanatçı bir erkeğin gelişi, diyaloglar, kendinle yüzleşme, seslerinin tınısı bence benzer. Tabii iki kitabın değindiği meseleler, aktarımları farklı. Sadece onu seven bunu da sever durumları :)
Diğer EvRachel CuskMarguerite Duras
Sokço'da KışElisa Shua Dusapin · Can Yayınları · 2023703 okunma