Gökyüzü, Reşat Nuri Güntekin’in okuduğum diğer romanlarından farklı bir içerik ve üslupla yazılmış. Akşam Güneşi, Dudaktan Kalbe ve diğer çoğu eserde ana tema aşk iken bu kitap biraz daha siyasi ve -emin olmamakla birlikte- gizemli kaçıyor. Üslup açısından da diğer çoğu eserinden ayrılır bir yanı var Gökyüzü’nün. Diğer eserlerderinde kitabın başında tanıdığımız, ana kahraman sandığımız karakter aslında romanın asıl içeriğinde belki yeri dahi olmayan bir yan karakter oluyor. İlk başta tanıdığımız karakter başka biriyle rastlaşıyor ve romanımız bu ikinci kişinin ağzından anlatılan hikaye oluyor. Fakat Gökyüzü’nde durum böyle değil. Romanımızın ana kahramanı, kitabın ilk başında tanıdığımız kişi.
Kitap, klasik Reşat Nuri Güntekin içeriği ve üslubundan her ne kadar farklı olsa da bu benim için olumsuz bir durum yaratmadı. Gayet akıcı ve sürükleyiciydi.
Normalde siyasi içerikli kitapları okurken sıkılsam da bu kitap bu konudaki algılarımı kısmen yıktı diyebiliriz. Özellikle kitabın birinci kısımı oldukça siyasi olsa da beni sıkmadı, ikinci ve üçüncü kısımda ise siyasi ögelere çok yer verilmemişti.
Kitapla ilgili tek bir olumsuz düşüncem var. Kahramanımızın anılarına yer verirken konu bazen uzatılmış, bu da asıl olay örgüsünü zaman zaman baskılamış. Kitabın heyecanlı bir kısmında okuma keyfiniz birden kahramanımızın anıları tarafından maskeleniyor.
Toparlamak gerekirse kitap her zamanki Reşat Nuri kitaplarından biraz daha farklı, buna rağmen akıcılık ve sürükleyicilik adına bir kaybı yok. Bahsettiğim olumsuz yan da kitabı elimden bırakmama sebep olmadı. Akış içinde göz ardı edilebileceğini düşünüyorum. Okuyacaklara iyi okumalar dilerim.