“Hastaların kalbini hoşnut etmek, tesellivermek, mühim bir sadaka hükmüne geçer.” s-27
• Gerek ruhun, gerek bedenin, gerekse de duyguların ve düşüncelerin hasta olduğu zamanlar vardır ki, hastalığına derman olacak tek ilaç; anlaşılmaktır. Veya açacak olursak:
Yargılanmadan, sorgulanmadan dinlenilmektir.
Bir çift gözün şefkatine, iki çift lafın hüsnüne olan muhtaçiyettir.
Bediüzzaman Said Nursî yukarıda da alıntıladığım üzere, bu muhtaçiyetlere değinmiş.
• Ait olduğumuz inançlar, en dar ve musibetli zamanlarımızda belki de tek çıkış yolumuzdur. Aklın önemini yitirip artık işlevini kalbe devrettiği zamanlar vardır, yani yüreğimizi tatmin etmeye çalıştığımız ve her şeyin bir ilahi gücün elinde olduğuna kanî olduğumuz zamanlardır. Ve önemli olan da hangi inanca gönül bağladığımız değil, nasıl gönül bağladığımızdır.
Böyle zamanlarda başımızdaki musibetlerin kaynağının da, o musibetin dermanının da o ilahi güçte olduğuna inanmak hepimizi tatmin eder.
• Bir İslam alimi ve müfessiri olan Bediüzzaman Said Nursî, tam da bu konuya dikkat çeker. “Her şey zıddıyla bilinir” kaidesiyle yola çıkarak, bizi bulan musibetler olmadan, saadetin öneminin olmadığına vurgu yapar.
“Karanlık olmazsa ışık bilinmez, lezzetsiz kalırSoğuk olmazsa hararet anlaşılmaz, zevksiz kalır.
Açlık olmazsa yemek lezzet vermez.
Maraz olmazsa sıhhat lezzetsizdir. “ s-14
Hastalıklar olmasaydı eğer, sıhhatimizin ne önemi olacaktı?
Ve hastalık zamanlarında ulaşmamız gereken sonucun;
Hastalıktan şekva etmek değil, hastalığa şükretmek olduğunu söyler.
“Senin elin kırık ise kesilmiş ellere bak!
Bir gözün yoksa, iki gözü de olmayanamalara bak ,
Allaha şükret. s-29
Hz. Muhammed Aleyhisselam’ın dediği gibi belki hastalık zamanında yaptığımız 1 dakikalık ibadet, 1 saat hükmüne geçer. Yahut da “ hastaların duası makbul olur (eğer hastalık dinde değil ise)”
Kaidelerine dayanarak, muzdarip olduğumuz durumun nimetlerini görmektir belki de tek teselli.
Okunması ve okutulması gereken çok kıymetli ve nadide bir eser.
Özellikle de hastalık zamanlarında adeta bir yoldaş hükmünde.