Öncelikle bu kitabı yeterince sevmediğimi belirtmeliyim. Kitap başlarda oldukça güzel gidiyordu ancak kitabın son bölümü olan "Mahur Beste Hakkında Behçet Bey'e Mektup" bölümünde romanı yazan karakterin de belirttiği gibi Behçet karakterinin romanın devamında işlenmemesi beni yarıda bırakılmışlık hissiyle doldurdu açıkçası. Ama bu bölümde de bahsedildiği gibi yazarın Behçet'in hikayesinin aslında o kadar önemli olmadığını ve dünyanın kimsenin etrafında dönmediğini söylemesi ve hikayenin diğer karakterlerle devam etmeyi amaçlaması; zaten bu kitabın gerektirdiklerindendi. Bunun nedenini belki şöyle yorumlayabiliriz: Behçet yazar için etkileyici olsa da aslında silik bir karakterdi ve Tanpınar bunu onun hikayesini kitap boyunca sürdürmeden devam ettirerek bu silikliği göstermek istedi. Ancak bu tavrı ben hoş bulmadım ve bu yüzden kitabı beğenmedim. Fakat kitaptaki muhteşem betimlemeleri asla es geçemem. Zaten kitap başlarda çok iyi gidiyordu. Ta ki Behçet Bey'in çevresindeki karakterler ve onların bağlantılarıyla; alakasız karakterlerin romana girmesine kadar. Tanpınar romanlarında pek çok karakter anlatır ve onların geçmişlerini, kişisel özelliklerini ve zevklerini vb. açıklar, bunu bir ölçüde anlarım fakat çok sayıda karakter ya da ana konudan oldukça uzaklaştıran karakterler yazıldığında bence iş değişir. Bu kitapta "Hısım Akraba Arasında" bölümünde giren karakterler beni hikayeden koparmıştı. Oysa Behçet Bey'in karakterini ve yakın çevresini okumak çok güzeldi. Kitaba zevk veren bu ince karakter betimlemeleriydi. Sabri Hoca, İsmail Molla ve Behçet Bey'in fikir tartışmalarını da beğenmiştim. Fakat benim için ancak bu kadarı...
Mahur BesteAhmet Hamdi Tanpınar