Bir sonbahar gibi bakma bana öyle:
Kırık keman sesinde seni hissetmişliğim var benim.
Yağmurlu günlerde seninle yalnız başıma yürümüşlüğüm.
Her kitapta seni okumuşluğum...
Bir sonbahar gibi bakma bana öyle:
Her yağmurda sana ağlamışlığım var benim.
Bir aslan gibi sana koşmuşluğum.
Gece güneşinde gözlerini görmüşlüğüm...
Öyle işte; sonbahar gibi bakma bana:
Sana tükenmez bir aşık olmuşluğum var benim...
Bana göre değil kavga
Uygarlığın kriz noktalarında
Gurbet kokan bir hayatım var benim
93 harbinden kalma sokaklarında
İkindi sonrası sirenler çalar
Eritir dağların kirli karını
Susuz bir denizde hırçın dalgalar
Deler karanlığın kulak zarını
Nurullah Genç
Ard arda kaç zemheri,
Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu.
Dışarda gürül gürül akan bir dünya
Bir ben uyumadım,
Kaç leylim bahar,
Hasretinden prangalar eskittim.
Saçlarına kan gülleri takayım,
Bir o yana,
Bir bu yana...
Kardır yağan üstümüze geceden,
Yağmurlu, karanlık bir düşünceden,
Ormanın uğultusuyla birlikte
Ve dörtnala, dümdüz bir mavilikte
Kar yağıyor üstümüze inceden Ahmet Muhip Dıranas
Ve güz geldi Ömür hanım.
Dünya aydınlık sabahlarını yitiriyor usul usul.İnsanın içini karartan bulutların seferi var göğün maviliğinde.Yağmur ha yağdı ha yağacak.İncecik bir çisenti yokluyor boşluğunu insan yüreğinin.
Hüznün bütün koşulları hazır. Nedenini bilmediğim bir keder akıyor damarlarımdan. Kalbimin üstünde binlerce bıçak ağzı ve yüzüm ömrümün atlası; düzlükleri bunaltı,yükseklikleri korku, uçurumları yıkıntılarımla dolu bir
engebeler atlası.
Yaşamak bir can sıkıntısı mıdır Ömür
hanım?
Şükrü Erbaş
Ayrılık ne biliyor musun?
Ne araya yolların girmesi
Ne kapanan kapılar
Ne yıldız kayması gecede, ne güz
Ne ceplerde tren tarifesi
Ne de turna katarı gökte
İnsanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık!
Hayatta ben en çok babamı sevdim
Karaçalılar gibi yardan bitme bir çocuk
Çarpık bacaklarıyla ha düştü ha düşecek
Nasıl koşarsa ardından bir devin
O çapkın babamı ben öyle sevdim
Bilmezdi ki oturduğumuz semti
Geldi mi de gidici
Hep hep acele işi
Çağın en güzel gözlü maarif müfettişi
Atlastan bakardım nereye gitti
Öyle öyle ezber ettim gurbeti
Sevinçten uçardım hasta oldum mu
Kırkı geçerse ateş çağrırlar İstanbul'a
Bi' helallaşmak ister elbet di mi oğluyla
Tifoyken başardım bu aşk oy'nunu
Oh dedim göğsüne gömdüm burnumu
En son teftişine çıkana değin
Koştururken ardından o uçmaktaki devin
Daha başka tür aşklar geniş sevdalar için
Açıldı nefesim fikrim can evim
Hayatta ben en çok babamı sevdim