Gönderi

Bir zamanlar düşüncelerimi de yansıtma imkanı bulduğum minik hikayeler yazardım. Sonra hayatım, önceliklerim değişti. Daha az okur ve hiç yazmaz oldum. Bu niteliklerimi nasıl tekrar kazanabilirim bilmiyorum. Ancak 1K'nın bana kattığı güzel özellikleri özlüyorum. Daha çok okuyabilmek ve bir şeyler karalayabilmek dileğimi de şuraya bırakıyorum.
1000Kitap

Fatih Karakaya

@Fatihkrky
·
Boğazdaki Düğümler
Gözlerimi ona kaydırdığımda anlık olarak bakışlarını yakalamıştım, hemen gözlerini kaçırdı. Yanaklarında oluşan pembeliklerin bana özel bir şey olduğunu düşündüm, dudaklarının kenarında oluşan kıvrımın içten bir gülümseme olduğunu da. Yürüyoruz. Meali "Zamanımı seninle geçirmek istiyorum." olan "Bir şeyler yapalım mı?" soruma karşılık hayvanat bahçesine gitme fikrine itiraz etmek istesem de edemedim, hatta düşüncelerimi kenara bırakıp çok sevindim. Haliyle buluşmadan 3-4 saat öncesinden hazırdım bile. İlk kez seviyorum birini, yani ilk kez aşık oluyorum. Yirmi yedi yıl birine aşık olamamak ya da olmamak göğsümde taşıdığım bir madalya gibiydi. Sürekli yeni sevgili edinip ayrılan arkadaşlarıma gösterip dururdum bu madalyayı. Onların boş işlerle uğraştıklarını, hayatta birine bağlanmak kadar salakça bir şey olmadığını papağan gibi tekrar ederdim. Bunu bir arkadaşıma en son 1 ay önce söyledim, 2 hafta sonra aşık oldum işte. Bu kadar hızlı "salakça" bir şey yapacağımı, birine tutulmanın, daha doğrusu tutunmanın nasıl bir şey olduğunu anlayacağımı tahmin edemiyordum. Şu aşk olayının en güzel yanı ise nasıl olduğunu, nasıl geliştiğini ve ne zaman fark ettiğimi anlayamamam. Sürekli göz ucuyla ona bakma isteği, yüz yüze gelince kasıntı kasıntı havalara girip onu etkilemeye çalışmam, bazen onu düşünüp yapacağım işi unutmam. Bunlar kendiliğinden gelişen şeyler, fark edince utanıyorum. İlk "Bir şeyler yapalım mı?" sorusunu geçen hafta sordum. Biraz şaşırdı, neden der gibi baktı. Sanırım giriş için yanlış bir soruydu, "Ee ne yapacaksın bu akşam, planın var mı?" gibi bir şey sormalıydım. Tabii bunu düşünebilecek aklımı yitirmediğimden emin değildim, birden soruverdim böylece. Pazar günü müsaitmiş, tiyatroyu çok seviyormuş, o gün de çok sevdiği bir oyun varmış, gidebilirmişiz.
Edebiyat
·
123 Gösterim
1 Yorum
Yıllardır hiç öykü yazamamıştım. Okumak da gelmiyordu içimden. Bugün tek oturuşta yarım bir taslağı bitirdim. Yazan her insanın böyle bir dönemi oluyor sanırım. İlacı öncelikle zaman, çok okumak, çok izlemek ve çok seyahat etmek diye düşünüyorum. Şartlarımız bunların hangisine el veriyorsa onları yapıp zamana bırakmalı. Yazdığınız öykülerin sıkı takipçisiydim. En kısa zamanda yenisini okumayı umuyorum.
Kesinlikle :)
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.