………. Hegel’in “sistemi” düşünülebilecek bütün sorulara getirilen toplu bir açıklama gibi görülüp kullanılıyordu. Kierkegaard bunun karşıtı bir tavır sergiledi. Hegel’in söz ettiği ‘nesnel doğrular’ ın tek tek insanların varoluşu açısından hiçbir önem taşımadığını belirtti.
(……)
“Kierkegaard’a göre büyük D ile yazılan Doğru’yu aramaktan çok, bireyin yaşamı açısından önem taşıyan doğruları aramak önemlydi. “Benim için doğru” yu bulmanın önemli olduğunu söylüyordu. Yani ‘sistem’ in karşısına bireyi —ya da tek tek insanları— çıkardı. ……….
(…..)
…….. İnsan doğasını ya da insan denen ‘varlığı’ genel geçerli bir şekilde betimlemek Kierkegaard’ı hiç ilgilendirmiyordu. Asıl önemli olan bir tek kişinin varoluşuydu. İnsan kendi varoluşunu yazı masasının başında yaşamaz. Biz insanlar ancak eylemde bulunduğumuz zaman —özellikle de önemli bir seçim yapmak gerektiğinde— varoluşumuz karşısında tavır almış oluruz. …….
(Sf.428-429)
Sayfa 429 - Pan Yayıncılık, 36.Basım, Ekim 2013, Türkçesi: Sabir Yücesoy·Kitabı okudu