Puan vermedi·352 syf.··
2023 25. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 04 Mayıs 2023 13:59
Distopya dediğimizde hiç şüphesiz aklımıza Aldous Huxley 'in Cesur Yeni Dünya kitabı ve George Orwell 'in 1984 kitabı gelir. Hükümetin topluma olan baskısını, vicdansızlıklarını ve adaletsizlikleri; toplumun sorgulamadan hayatına devam etmesini belki biraz abartarak ama çok akıcı bir dille anlatmış. Adapte olmak insanların doğasında vardır. Biz her ne kadar doğru olduğunu düşündüğümüz şeyi savunmaya devam etsek de sonunda bu düzene adapte olacağız. Bizi yönetenlere yeri geldiğinde karşı çıkmadığımız sürece bilinçlenemeyeceğiz. Bilinçlenemedikçe karşı çıkamayacağız. Kendimizi sorgusuz sualsiz bize söylenenlere inandırdığımız sürece de bu böyle devam edecek. Belki üstümüze bir gömlek almaya paramız yetmeyecek. Belki evlerimiz yıkılacak. Belki çocuğumuza bir şişe süt alamayacağız. Ve onlar gelip bize iyi durumda olduğumuzu hatta bunu onlara borçlu olduklarımızı söyleyecekler. Biz bu söylenenlere inanacak mıyız gerçekten? Evet. Maalesef geçmişten günümüze kadar bunları sorgulamadan kabul edecek insanlar oldu ve olmaya da devam edecek. Fakat bunun doğru olmadığını bilenler de olacak. Belki sayıları çok az olacak. Fakat önemli olan kişilerin sayısı değil, o kişilerde sonuna kadar doğru bildikleri düşünceyi savunabilecek cesaret, vicdan ve irade. Kitabın konusuna gelecek olursak; karakterimiz bakanlıkta çalışan sıradan bir adam. Çalıştıkları yerde, sokaklarda, caddelerde hatta evlerinde bile insanların tele-ekran denilen cihazlarla sürekli olarak izlendiği bir dönemde yaşıyor. Yaşadığı yer olan Avrasya'yı yöneten Parti, kendilerine karşı suç işleyen kişileri işkence ederek öldürmekle kalmıyor, aynı zamanda onları geçmişten ve günümüzden de siliyor, hiç var olmamış gibi davranıyorlardı. Buna buharlaştırma deniyordu. Herkes buharlaştırılmaktan korktuğu için hiç kimse Parti'ye karşı gelemiyor, ona itaat ediyordu. Parti daha bir gün önce geçmişten beri Doğu Asya ile savaşta olduklarını söylerken bir gün sonra Okyanusya ile savaşta olduklarını söyleyebiliyordu. İnsanlar bunu sorgulamadan kabul etse de ana karakterimiz Winston bunu sorgulamaya başlıyor ve Parti'nin sürekli olarak topluma yalan söylediğini anlıyor. Maalesef daha Parti'ye karşı pek bir şey yapamadan yakalanıyor ve işkenceler sonucunda kendi iradesinden vazgeçerek Parti'ye boyun eğiyor. Kitabın sonu beklediğim gibi bitmese de çok güzel bir kitaptı. Okunmasını kesinlikle tavsiye ederim. Herkesin insan olmayı unutup hayatta kalmak için gerekirse hiç düşünmeden birbirlerini satacaklarını çok iyi anlatan bu kitabın bir cümlesiyle bitirmek istiyorum sözlerimi: "Ama kişi canlı kalmayı değil, insan kalmayı becerirse tüm bunlar neyi değiştirebilirdi ki?"
1984George Orwell · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2021200,3bin okunma
·
68 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.