Peyami Safa Bir gün hastanelerde okunmak için bir roman yazsam ve bu notlarımı içine karıştırsam… syf. 111
Hisleri bu kadar iyi aktaran bu yazarı tanıyalım istiyorum
Peyami Safa; Yazar, gazeteci, öğretmen..
1899 yılında İstanbul’da doğdu, şair İsmail Safa’nın oğludur. Babasını küçük yaşta kaybetmiş bundan dolayı hayata erken atılmıştır.
Cumhuriyet dönemi yazarıdır, Sever Bedi takma adını kullanmış ve ilk eserlerini bu isimle yayınlamıştır.
Bazı kitapları derslerde okutulmuş, Fatih Harbiye ve Dokuzuncu Hariciye Koğuşu Milli Eğitim Bakanlığı tarafından oluşturulan 100 Temel Eser listesinde yer alır.
Yaşamını ve düşünce biçimini eserlerine yansıtmıştır.
Sağ kolunda kemik veremi hastalığına yakalanmış, bu yıllarda yaşadığı zor şartları ve psikolojik bunalımlarını otobiyografik eseri Dokuzuncu Hariciye Koğuşu’nda işlemiştir.
İlk olarak 1930 yılında basılmıştır.
Bilinçli bir şekilde romancının değilde ana karakterin gözlemlerini esas alan ilk Türk romanıdır.
1915 yılındaki olayları anlattığı ve daha 15 yaşındaki hasta bir çocuğun yaşadığı zorlu dönemleri ve imkansız aşkını tüm yaşanan hisleri okuyucuya veren güzel bir eser.
Diğer eserlerinde olduğu gibi bu eserinde de Doğu-Batı çatışmasına yer verir.
Peyami Safa, insanların duygularını çok iyi tahlil edip bunu yazıya dökerek bizlere de hissettirmeyi başaran nadir yazarlardandır.
Kitabın içeriği her yerde geçiyor ve anlatmayan yok ben aynı şeyleri tekrar etmek istemedim. (Zaten içerik anlatmayı sevmiyorum.)
Kitabı okurken Köşkün o kasvetli melankoli havasını aldım resmen yanlarındaki bir koltukta da ben oturup hasta çocuğun kitap okumasını dinledim, ağaçların arasından Nüzhetle oturmalarını izledim. Bana bu havayı çok güzel bir şekilde aktardı. Diğer kitaplarını da heyecanla okumak istiyorum.
112 sayfa.
Kitapla Kalın!