Uzun zamandır kitap okuyamıyor olmamın üzerine bir seneden fazladır rafların arasına sıkışmış bu kitap aniden gözüme çarptı ve bir gün içerisinde heyecanla kitabı okudum. Kitabı okurken ince bir kitap olmasına rağmen şaşırtıcı derecede büyük bir evreni vardı. Monte Carlo, kumarhane, otel gibi bir çok yere misafir oldum. Kitabı yorumlayacak olursam;
Hepimiz hayatımız boyunca bir çok olaya, bir çok insana ve bir çok yere misafir oluyoruz. Ancak bazı anlar oluyor ki kimselere bahsedemeyeceğimiz yerler, kişiler ve olaylar oluyor. Yıllarca içimizde verdiğimiz savaşla bir yerlere geliyoruz. Belki o olayların üzerlerini örtüyoruz ve hiç yaşanmamış gibi davranıyoruz. Hayatımızın büyük bir kısmında bize yük olan bu anlar bir gün hiç umulmadık bir olayla bağdaşlaşıp ortaya çıkabiliyor. Tıpkı bu romanda ki Bayan C. gibi. Eşini kaybetmiş, çocuklarından uzaklaşmış ve hayatı artık griye çalan Bayan C. o gece o tutkulu elleri görmüştü. Ve yıllarca o 24 saat zihninde ve kalbinde üzeri kapalı kalacaktı. Tıpkı o 24 saat içerisinde ki gibi onu tetikleyen, harekete geçiren bir sebep olmasaydı bu olayı asla öğrenemeyecektik. Bazen bizlerde Bayan C. gibi harekete geçiyoruz. Tutkuyla, heyecanla, zevkle, şehvetle... Peki sonucu herkeste mutlu sonla mı bitiyor?
Romanı okuduğunuz da belki de zihniniz ve kalbinizde üstü örtülü tozlanmaya bırakılmış anılar da ortaya çıkacaktır. Bayan C. ile sohbet ediyormuş gibi hissedeceğiniz bu romanda umarım kendi yaşamınızda ki geçen mutlu 24 saatleri hatırlarsınız. Stefan Zweig