Bir kitap düşünün. Yazılış öyküsü içeriği kadar dikkat çeken. Bir kitap düşünün, günümüze ulaşana kadar yazar üzerine yazar değiştiren. Bir kitap düşünün, sonunda hak ettiği yeri bulan.
Çifte İhanet ya da Dertli Âşıklar
Bir William William Shakespeare kitabı.
Mı acaba?
Yıllarca tartışma konusu olmuş, dil ve karakter ilişkileri incelenmiş, psikolojik imza özellikleri uygulanmış. Ve nihayetinde eserin büyük oranda Shakespeare'e ait olduğu anlaşılmış. Tabii tüm bunlar 400 yıldan daha uzun bir süre gerektirmiş.
Neden "büyük oranda" diyorum çünkü eseri John Fletcher ile birlikte yazmış. Sonrasında ise Lewis Theobald eklemelerde bulunmuş. Film senaryosu olacak bir süreç.
"Ben kendi onurumun mezarıyım şimdi." (s. 130)
Oyunun konusu Miguel de Cervantes'in Don Kişot'unun üçüncü ve dördüncü bölümlerindeki öykülerden alınmış. Trajikomik denilebilecek bir eser. Aşk, ihanet, kılık değiştirme, pişmanlık...
Bana kalırsa gerek içerik gerek üslup olarak kuşkusuz bir Shakespeare eseri. Ama diğer eserlerine göre kurguyu daha yalın daha basit bulduğumu söyleyebilirim. Çapkın bir karakter Henriquez'in yaptığı yanlışlar ve iki aşığın arasına girmesi üzerine kuruluyor eser.
Okurken dönemin toplum yapısını görüyoruz. Kadın erkek ilişkileri, kadına bakışı açısı, evlilik... Özellikle eserin dipnotları bize bu konular hakkında doğrudan bilgiler sunuyor: "Shakespeare döneminde, yüz kızarması ve bayılma kadınlara özgü bir şey sayılıyordu." (dipnot- s. 64) Yazarın ölümünün üzerinden 400 yıldan fazla zaman geçtiğini düşünürsek, eserin geçtiği dönem ile günümüz arasında oldukça fazla düşünce yapısı farkları olması gerekir. Ama maalesef kadına ve evliliğe bakış açımızda çok bir ilerleme kaydedilemediği açık.
"Sahtekarlarla dolu bu dünya, hem de fazlasıyla." (s. 61)
Nasıl Karagöz oyunları yanlış anlamalar üzerine kuruluysa hayat ve edebi türler kötüler üzerine kurulu sanırım. Ya da yanlış davranışlar sergileyenler demek daha doğru olacak. Bazıları eserin sonunda iyiye doğru yol alabiliyor çünkü.
Kısa, bir çırpıda bitecek bir eser. Özdemir Nutku'nun sunuşu dışında 98 sayfa. Ama sakın ola kitabın ilk 20 sayfasını alan sunuşu ihmal etmeyin. Hem eseri daha iyi anlayacak hem de okuma sürecinize ona göre yön vereceksiniz. Ayrıca Özdemir Nutku da yazıları ihmal edilecek bir karakter değil.
Ortaokulda bir Türkçe öğretmenim vardı. Bir kitabı okumaya kapağından başlanır, derdi. Ve o kitabı okumak arka kapak ile son bulur. Tamamen katılıyor ve ön sözü okunmamış bir kitabı okunmuş saymıyorum.
"Şimdi yaşlanmış bir çınar gibi yapayalnızım." (s. 51)
Hatta yaşlanmış çınarların yalnızlığı halt etmiş sevdiklerini bir bir kaybeden insanların yalnızlığı yanında.
Külliyatını bitirmek için çıktığım yolda yazardan okuduğum 15. kitap olmuş. Niceleri ile devam etmek temennisiyle.