Honore de Balzac dan okuduğum 2. kitap oluyor kendisi. İlk olarak Vadideki Zambak eserini okumuştum yazarın ve ilk başlarda çok sıkıldığım, betimlemelerinde boğulduğum ancak yazarın hayat hikayesini öğrenmemle kitapla aramda inanılmaz bir bağ kurduğum bir eser olmuştu benim için. Yazarın diğer kitaplarını da okuyup, dilini, tarzını özümsemeyi çok istiyordum. Vadideki zambak dışında en popüler eserlerinden biri olan bu kitabını merak ettim ve okumaya başladım. O dönemlerde yazarın en ünlü eseri olduğu söyleniyormuş. Hatta Eugenie Grandet'in yazarı olarak anılıyormuş ve bundan dolayı bıkmış yazarımız.
Konusundan kısaca bahsedersem:
Eugenie , babası ve annesiyle birlikte yaşamaktadır. Babası inanılmaz derecede cimri ve bencildir. Annesinin mirasıyla iyi bir ekonomik konuma ve sosyal konuma gelmiştir ancak ne kızına ne de karısına parasından bir miktar bile koklatmaz, sanki varlık içinde yokluktalarmış gibi bir yaşan tarzı benimsetir hepsine. Ailenin ekonomik zenginliği yüzünden Eugenie e talip 2 aile vardır. Babası bu evlendirme durumundan yararlanarak kızını kullanır ve servetine oyunlarla ekleme yapmaya deva eder. Eugenie nin saf kalbi bu iki talip arasından hiçbirine atmaz, onun kalbi bir gün babasının iflası ardından intiharı sonucu Grandet ailesine aniden gelen kuzeni Charles için atmaktadır.
Kitap boyunca saf aşkı, ihaneti, nankörlüğü, hayatın nasıl boşa gidebileceğini, cimriliği okuyoruz.
İlk başlarda yazarın klasik betimlemeleriyle karşılaşmamla birlikte kitaptan bir miktar uzaklaştım ancak pes etmedim çünkü vadideki zambakla birlikte yazarın nasıl bir tarzı olduğunu az çok anlamıştım. O kadar çok kasaba, ev betimlemesi vardı ki bir an içinden çıkamayacağım sandım. Çok gereksiz buldum bu kadar betimlemeyi. O kadar uzundu ki çok sıkıyordu ve ana konudan çok uzaklaştırıyordu.
Kitap 120
Yasin Çağlayan ben de aynı düşüncedeyim. Zaten betimleme bir eserde olmazsa olmaz kanısındayım her zaman. Balcaz’ın yazdığı dönem de düşünülürse bu betimlemeleri uzun bir şekilde yapması anlaşılabilir bir durum. Sadece genel olarak okuduğum diğer aynı yıllarda eser vermiş yazarlara göre bir tık daha ağırlıklı betimlemelerle dolu eserlerinin olduğunu düşünüyorum. Bu da yazarın tarzını bir tık diğerlerinden farklılaştırıyor bence. O yüzden herkese hitap edebilecek, herkesin kolaylıkla okuyabileceği klasik eserlere sahip bir kalem değil bana kalırsa. O dönemde yazılan eserleri, fransız edebiyatını çok seven biri olarak Balzac’ın ne kadar önemli bir yazar olduğu günümüzde de hala önemini koruduğu tabi ki ortada. Kesinlikle betimlemeleri okuyucuya aktarışı çok kuvvetli ancak bunun dışında yazarla ilgili tek eleştirim olayların bence eserlerinde ( henüz 2 tane eserini okumuş bulunmaktayım yazdığım gibi) betimlemelerin arkasında kalışı. Bu da şahsen beni kitapta bazı sayfalarda kaybetti. Belirttiğim gibi vadideki zambak da çok sevdiğim eserlerden biridir. Aynı şekilde, aynı sorunla başlarında kitapta boğulduğum ama yazarın hayat hikayesi ve esere tüklediği anlamlarla sonlara doğru kitaba inanılmaz bağlandığım bir eser. Bu eserinde ortalarında o icmeyi yakalasa da sonrasında vadideki zambak gibi bir etki olamadı maalesef :(
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.