Gönderi

Bulutsuz,berraktı gökyüzü;benimde gönlüm gölgesiz...
Puan vermedi·158 syf.··
2023 33. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 02 Temmuz 2023 20:20
Yumruğunu yemedikçe kimsenin bırakıp gitmediği o garip şehir Kristiania(Oslo) aç açına sürttügüm günlerdeydi.... Eserimizi okumaya başlarken bu sözler bizi karşılıyor. Yazarında bahsettiği gibi yaşamında tüm hayatın olumsuzluklarını,güçlüklerini yuttuğu bu şehir eserlerindede yaşadıklarını anlatması için ortam sağlamıştır. Eserden bahsetmeden önce yazarın hayatını okumanızı tavsiye ederim.Çünkü aslında tamamen hikaye anlattığı karakter olan Wedel Jarslberg birebir kendi yaşamındaki kişidir. Hayatı boyunca Oslo şehrinden bir kaçışı olmuştur. Amerika'ya gitmiştir ama orada beklediği gibi bir serüven olmamıştır. Dakota eyaletinde çiftçilik yapmıştır. Burada yaşadığı hayatı anlattığı eser Serserilik Günleri dir. İncelemeye başladığım Açlık romanını ise gemide tekrar açlığı yaşadığı kötü anılarının olduğu şehir Kristiania giden bir gemide Copenhag'a yaklaşırken yazmaya başladı. Beş parasız şekilde açlık duymadan yazıyordu. İlkin isimsiz olarak ''Ny Jord'' dergisinde yayımlandı. Sonunda en ünlü eserini ortaya çıkardı. Eser dört bölüm olarak ele alınmış. İlk iki bölüm bir yoksul yazarın açlık ile beraber yazılarında nasıl derin düşünceler ile hayatının ince bir çizgi üzerinde yürümesinde geçiyor. Bu çizgi o kadar keskinki bazen ölümü düşünüyor. Ama bir tarafı o kadar hayalperestki geleceğe dair hep bir şeyleri başarabileceğine inanıyor. Diger tarafı sürekli çabalıyor ve sonunda on kron olsada hayatını idame ettiriyor. Ama öteki ölümün çizgisindeki tarafı ise tanrıyı reddeden ve sürekli isyan eden,başarısız olan taraftadır. Sefalet içinde kaldığında günlerce aç kalıyor. Dilinden şu sözler dökülüyor. ''Rabbim,Allahım ne kadar bahtsızım'' sürekli kendisini bir insandan aciz görüyor. Adeta deliriyor.Kendisini insanlık içindeki en alt kademe ve hiçbir şeye layık görmeyip aynı zamanda her insanı en ince ayrıntısına kadar ona layık olmaya çalışmasıda çok garip bir denklem .... Sürekli olarak dışarıda kalıyor ve açlık ile beraber kendisi ile konuşmalara başlıyor birara o kadar şiddetleniyorki kafasında iki kişi oluşturuyor. Ve onların birisi bazen ağır basıyor bazen de boyun egiyor onlara. Boyun egdiginde eskiden zengin ve özgüvenliği kişiyken yaptığı davranışlar ile şimdiki durumunun bagdaşmadığını söylüyor yinede kaderine razı geliyor. Birgün yine dışarıda kanepede yatarken yalnızlık ve açlık içerisindeyken derin rüyalara dalıyor ve her ondan bahsettiğinde mutluluk, heyecan duydugu hayali kişi '' Ylajali'' dilinden düşmüyor. Eserin üçüncü bölümünde tanıştığı kendisi gibi garip kadına Ylajali ismini takıyor. Bu kelimeyi kendisi buluyor ve ne anlama geldigini kendiside bilmiyor ama eminmki sonsuzlugu ve mutluluğu kastettiğine eminim... Açlığın son noktası,yazarın bunu gerçek hayattada yaşadığını hissediyorum.Yoksa bunu betimlemek bile acı verici... ''Bir kasaba gitti ve köpeği için bir kemik istediğini söyledi. Aslında kendisine istiyordu ve dili varmıyordu. Çok mahcup şekilde kemikte et parçası olmasada olur demesi...'' Adeta kendini hiçbir şeye layık görmediği en paramparçalı anlardandı benii aşırı etkilemişti. Devamında kasap etli bir kemik veriyor ama midesi kaldıramıyor yemeği istifra ediyor bunuda acı çekerek.. Eserde en çok dikkatimi çeken şey karakter azlığıydı.O kadar az karakter vardıki hikaye ana karakterin açlığına odaklanmamıza yol açtı. Buda daha derinden bir empati yapmamızı sağlıyor. Son derece okunaklı bulduğum eseri yer yer iç konuşmalarla Sabahattin Ali 'nin İçimizdeki Şeytan kitabı ilede benzettim. İyi okumalar sayın Romalılar :)
Knut Hamsun
AçlıkKnut Hamsun · Varlık Yayınları · 201735,7bin okunma
·
55 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.