Bir kenti tanımak üç gün, bilmek ise üç kuşak alırmış. Tanımak ile bilmek arasındaki kalın surları aşmak zaman isterdi, anlık iş değildi. Aynı surlar hem kentte, hem de insanda vardı. Kentin derinleri karanlıksa, insanın derinleri de karanlıktı. Nemli ve soğuktu. Kimse içindeki karanlığa inmek, kendisiyle orada yüzleşmek istemezdi.