Rupi KAUR /Hiçbir kitap taşıyamaz sırtımızdaki hikâyelerin ağırlığını.
9/10
·208 syf.··
2023 90. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 10 Temmuz 2023 01:10
Herkesin hikâyesi başka, Herkesin yükü kendine göre ağır. Herkesin dışavurumu kendine özgü. Kimi kapanır içine, kimi haykırır insanların yüzüne. Kimi alır eline kalemi, yazar gücü yettiğince. Rupi Kaur Tesadüf eseri tanıştım kalemiyle. Neden bilmem ama tesadüfler hep iyi gelmiştir bana. Birkaç dize okuyup bırakırım derken üslubu oldukça farklı geldi ve devam etmekten kendimi alamadım. Değindiği konular oldukça cesur ve çizimleri oldukça sertti. İnsanların dokunmaktan, temas etmekten kaçtıkları konulara dokunuyordu. Kadınlık, travma, sömürü... Özellikle kadın... İnsanlığın tarihinden beri erkeklere göre şekil almak zorunda bırakılan, ikinci plana itilen, erkeğin arkasında durmak zorunda bırakılan, sürekli fiziksel görüntüsüne göre yargılanılan kadın. "Zekâsından ya da cesaretinden önce güzelliğinden dem vurduğum tüm kadınlardan özür dilerim." (s. 179) Kadın dediğin öyle olmalı, böyle olmalı... Hadi canım! "Regl döneminden bahsetmek ayıpmış Öyle ulu orta herkesin içinde Çünkü benim biyolojim ve gerçekliğim Lüzumundan fazla gerçek. ... İş keyif için kullanmaya gelince Bu vücudu güzel bulanlar Onun doğasını duyunca Kulaklarını tıkıyorlar." (s. 177) Erkeğe özgü olan şeylerin törenle yapıldığı toplumumuzda da durum böyle değil mi? Sünneti bütün aleme düğünle duyuran insanlar bir kadının marketten ped almasını ayıplıyorlar. Kadın voleybol takımı ped reklamı yapıyor diye milli takımı desteklemeyen insanlar tanıyorum. Öyle çok uzakta falan değil emin olun bu incelemenin altında dahi varlıklarını hissettirecekler. Oğlunun sevgilisi olunca ayakta alkışlayıp kızının sevgilisi olunca eve hapseden insanlarla var oldular çünkü. Allah'ın eş olarak, eşdeğer olarak yarattığı kadını biz dünyaya sığdıramadık. Karar mekanizması biziz tabi! "Kendinden veriyor, veriyorsun. Onlar her şeyini çekip alıncaya ve için bomboş kalıncaya dek." (s. 106) Adına fedakarlık diyoruz feda ede ede kendimizi yok ettiğimizi bilmeden. Kendinizden vere vere yitiyoruz. Hiç oluyoruz. "Bir hiçim ben. Bir hiçim ben. Bir hiçim ben." (s. 33) Oysa sanıyoruz ki biz kendimizden verdikçe güzel olacak her şey. Her fedakarlığın kıymeti bilinecek. Oysa verdikçe sıradanlaşıyor verdikçe değerimizi yitiriyoruz. Yazmak iyi gelir kimi zaman. Kimi günlüğüne yazar kimi karalama sayfalarına. Kimi kitap yazar iyi gelir. Bu kitabın çıkış öyküsü de böyle. Elden yazmak gelir: "Yüreğimin feryadına uyandım dün gece. Ne gelir elimden diye yakardım. O kitabı yaz, dedi kalbim." Öyleyse iyi ki demiş diyorum. İyi ki yazmışsın ve okumuşuz. "Sana söz, atlatacaksın. Acın geçecek Hepsi geçer." (s. 168) Bu kitabı bir manifesto olarak görüyorum. Dile getirilemeyenleri dile getirme, Üstü kapananların üstünü açma, Travmaları dışavurma... Ne diyordu Murat Menteş: "Biz bu çağın fiyakalı kaybedenleriyiz." Biz aynı zamanda bu çağın ruh sağlığı bozulmuş, yalnızlığa itilmiş, konuşması yasaklanmış, belli kalıplara hapsedilmiş insanlarıyız! Eser, kalıpları yıkan, yasakları çiğneyen, birçok okuru rahatsız edecek bir eser. Okumadan önce bunu dikkate almanızı tavsiye ediyorum. Ben kendi adıma üslubunu başarılı bulduğumu söyleyebilirim. Hatta en kısa sürede şairin diğer kitaplarına da başlamayı düşünüyorum. Ama dediğim gibi, hassas kalplere hitap etmeyecek. Bunu bilerek okuyun ki ruhunuz incinmesin.
Şiir
Süt ve BalRupi Kaur · Pegasus Yayınları · 20179,7bin okunma
··
2.740 Gösterim
3 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
Mutlu sabahlar kıymetli dostlar. Güne incelememi okuyarak başlamanız temennisiyle...
Güzel bir okuma ve inceleme olmuş hocam 👏🏻 yüreğinize sağlık 😊
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
Teşekkür ediyorum. 😊🙏
Okumanın hakkını veren bir inceleme olmuş , kaleminize sağlık hocam 🌿
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
Teşekkür ediyorum. 🙏