Yağız bir at olan Siyah İnci'nin ilk evi, ilk hatıraları ile başlayıp, değişen sahipleri ve diğer atlar ile edindiği dostluklar, onların da hikayelerinin işlendiği kısa lakin oldukça sade, akıcı bir dil ile yazıldığından dolayı bir oturuşta okunabilecek bir kitap. Okunduğunda atlar aracılığı ile tüm dilsiz dostlarımız olan hayvanlara daha nazik olmamız gerektiğini aşılayan güzel bir kitap ayrıca. Ortaokulda okuyan çocukların okuması için kesinlikle güzel bir tercih olacaktır.
Bunun dışında hayvanların belli dönemlerde moda anlayışının kurbanı olduğunu da görüyoruz. Moda anlayışının insanlarla sınırlı kalmadığını, hayvanları da en acı şekilde etkilediğini işlemiş. Atların kuyruklarının kesilmesi, köpekler daha yırtıcı görünsün diye kulaklarının sivriltilmesi gibi birçok moda adı altında yapılan hayvan işkencesi...
Kitaptaki Siyah İnci'nin en yakın arkadaşı olan Zencefil'in bu konu hakkında olan haklı bir isyanını şu şekilde görüyoruz: "Diyorum ki, madem bu insanlar her şeyi bu kadar iyi biliyorlar, emretsinler de taylar dünyaya başlarının yanlarında değil alınlarının ortasında gözlerle gelsin. Hep doğadan iyisini yapabileceklerini ve Tanrı'nın yaptığını düzeltebileceklerini sanıyorlar." [s. 45-46]
"Tanrı'nın yaratıklarına acı çektirip, güzelliklerini bozmaya ne hakları var?" [s. 45]
Anna Sewell