birçok kez yazıp sildiğim ve nasıl yazsam okuyanın ilgisini gerçekten çeker diye düşündüğüm bu incelemede spoi vermeden bunu yapmaya çalışmak da fazlasıyla zor. ancak şöyle bir gerçek de var ki, Aklından Bir Sayı Tut adı itibariyle bile fazlasıyla dikkat çeken bir kitap. bu yüzden benim çokça süslü cümlelere sığınma ihtiyacımı yerle bir ediyor. sanırım bu yüzden John Verdon en büyük teşekkürü ve alkışı hak eden mükemmel bir yazar olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.
gönül rahatlığıyla okuyabilirsiniz, herhangi bir spoi bulunmamaktadır.
asıl kısıma geçmem gerekirse, her şey emekli dedektif dave gurney'nin kendini oldukça karışık bir olay örgüsüne sahip olan çembere hakim olmak zorunda bulmasıyla başlıyor. ancak iki büyük gerçek, aslında o çembere hakim olmak zorunda değil eğer bunu istiyorsa da çemberin dışında değil içinde olmak zorunda.
mark mellery aldığı garip, bir o kadar da insanın akli dengesini zorlayan, ürpertici içerikli mektuplarla başa nasıl çıkacağını bilemezken kendisine çıkış yolu olarak eski arkadaşı dave gurney'nin yardımcı olabileceğini düşünür. ancak emekli dedektifin yapabileceği şeylerin değil sınırı, hiçbir vasfı bile yokken arkadaşını polise gitme konusunda ikna etmeye çalışsada asla başarılı olamaz. mark mellery bu işe polisin karışmaması konusunda ısrarcıdır. yaşam destek enstitüsü sahibi mark mellery, eğer işin içine polis karışırsa bütün konukların da bu meseleye bulaşmak durumunda kalacağı, enstitüdeki huzurlu ortamın bozulacağı, mark mellery'e karşı oluşan güvenin yerle bir olacağı düşüncesindeydi. onun için polis, porselen dükkanına giren bir fil gibiydi.
fakat ne yazık ki o fil, porselen dükkanına girdi ve tüm tabak çanakları paramparça etti. çünkü mark mellery vahşice katledilerek ve korkunç bir sır perdesini ardında bırakarak çemberden saf dışı edildi.
mark mellery'nin aldığı mektupların içeriğinde hala daha çözülemeyen birçok şaibe vardı. katil, mark mellery'den 1'le 1000 arasında bir sayı tutmasını istiyor bir sonraki mektubunda hangi sayıyı tuttuğunu bilerek büyük bir akıl oyunuyla kurbanına psikolojik şiddet uygulamaktan asla çekinmiyordu. 1'le 1000 arası oldukça geniş bir aralıkken siz hangi sayıyı tutardınız? soruyu değiştirelim, tutacağınız sayının hedefinde bir katil olsaydı hangi sayıyı tutardınız? 658'i tercih etmek için bir sebebiniz olur muydu?
mark mellery ve diğerlerinin 658 sayısını tutmak için hiçbir sebebi yoktu, seri katil için de öyle miydi? peki bu kadar geniş bir aralık söz konusuyken bir katil nasıl olurdu da sizin tuttuğunuz sayıyı bilebilirdi? doğru okudunuz bir seri katil, nasıl olurdu da kurbanlarının aklından tuttuğu sayıları bilebilirdi ki? onların tüm sırlarını, geçmişlerini, hayatlarını ne denli biliyordu da akıllarından tuttukları bir sayıyı en ufak bir yanılma payı olmadan biliyordu?
katilin gönderdiği mektuplar, olay mahalinde bıraktığı deliller ve oradan oraya sürüklenen bu serüvenin en sonunda artık dave gurney çemberin en ortasında, seri katilin hedefindeydi. sıra kendisine ve eşine gelmeden önce ya o katili bulmalıydı ya da sırasının geldiği gerçeğini kabul etmeliydi.
üstün akıl oyunlarının dolambaçlı bir şekilde her ilerleyen sayfada çözüldüğü, oldukça merak uyandıran ve her bir çözümde sizi içine çekmeye devam eden bu macera dolu kitabı okurken özellikle de katili öğrenince fazlasıyla şaşıracaksınız.
unutmayın, ne aldıysanız geri vereceksiniz vermiş olduklarınızı aldığınızda. ne yaptığınızı ne düşündüğünüzü biliyorum, öyleyse 1'le 1000 arasında aklınızdan bir sayı tutun.