Gönderi

Bugünkü Türkçe'de sadece "çağdaş" kelimesi ile ifade edilmeye çalışılan kavram, terk edilen Türkçe'deki "asrî" ve "muasır" gibi iki ayrı kelime ile ifade
Sayfa 48 - KOCAV Yayınları, Ocak 2014 İstanbul, "Çağdaşlık" ve "Modernlik" Üzerine Kavramsal Bir Analiz, 1.3. "Çağdaşlaşma" Üzerine Genel Bir Mülahaza, 1.3.1. "Zaman-giller Familyası" ve "Çağ" Hakkında Etimolojik ve
·
1 +1'leme
·
219 Gösterim
4 Yorum
8: Yeni Türk Ansiklopedisi: Çağdaş: Toplumlar arasında en çok gelişmiş olanların temsil ettikleri bilgi, teknik ve zihniyet (anlayış) seviyesi. Çağdaşlaşma: Çağa uyma, çağın gereğine göre, yalnız ilmin ve teknolojinin alınması ve uygulanması. Çağın bilgi ve teknik imkânlarından yararlanma; bunları kendi ülkesinde, yetişmiş insanlarının çaba ve emekleriyle üretme, yapma, kullanma. Modern: Şimdiki zaman içinde bulunan çağa veya nisbeten yakın bir döneme ait veya uygun olan; içinde bulunulan döneme hâkim olan zevki ve modayı temsil eden. Batı'da VI. yy'dan başlayarak, özellikle X. yy'dan itibaren felsefe ve dine ait tartışmalarda sıkça kullanılan bir deyim olarak, örtülü veya açık şekliyle bazan övücü bazan da küçümseyici anlamda kullanılmıştır. Övücü anlamda, modern kavramıyla, zihin açıklığı ve hürriyet, en yeni buluşlar ve bilgiler veya en yeni formüle edilmiş fikirler kastedilmektedir. Küçümseyici anlamda oturmamışlık, moda endişesi, "değişme için değişme" tutkunluğu, geçmişi anlamadan ve muhakeme etmeden, ânlık intibaların tesirine kendini kaptırıp koyverme ifade edilmektedir. Buna göre modern kavramı, günümüzde bir taraftan düşüncenin gerçek, ilerleyici ve zarûrî başkalaşmalarına ve değişikliklerine karşılık olduğu; diğer taraftan da sığ bir yöneliş, geleneği bilmeme, her ne türlü olursa olsun, yenilik tutkunluğu. Modernizm: Modern olana, yeniye taraftarlık ve tutkunluk anlamında olumlu ve olumsuz şekillerde kullanılmaktadır. 9: Ana-Britannica Ansiklopedisi: Çağdaş: Bk: Modern. Modern: Yok (!? - D.H.). Modernleşme: Toplum bilimlerinde, insan uygarlığının genellikle sanayileşme ve laikleşme aracılığıyla uğradığı ekonomik, siyasal ve toplumsal dönüşüm. Önceleri Batılılaşma ile eşanlamlı tutulmuşsa da günümüzde artık Avrupa kökenli öğelerin öteki toplumlara taşınması ya da belli bir toplum modeline geçiş süreci olarak görülmemektedir. Çeşitli yollardan gerçekleşebileceği gibi çeşitli görünümler de alabileceği kabul edilmektedir. 10: Büyük Larousse Ansiklopedisi (Milliyet Yayınları): Çağcıl: Zamanın yeniliklerine uyan, çağa uygun; asrî, modern. Çağcıllaşmak: Bir topluluk, kurum vb. sözkonusuysa, çağa uygun nitelik kazanmak, çağın yeniliklerine uymak, asrîleşmek, modernleşmek. Çağdaş: 1. İçinde bulunulan zamanda ya da göreceli olarak yakın bir dönemde yer alan şey ya da kimse için kullanılır; muasır. 2. En son ilerlemelerden yararlanan, çağın anlayışına uygun şey; çağının yeniliklerine açık, çağını gereğince yaşayan kimse için kullanılır. Çağdaşlaşma: Azgelişmiş toplumların ileri ülkeler düzeyine gelmek için geçirdiği değişmeler süreci. Çağdaşlaşmak: Bir toplum, kurum vb. sözkonusuysa, çağın değerlerine, gereklerine uymak, kendini o değerler, gerekler çerçevesinde yenilemek (Eski eşanlamlısı: Muasırlaşmak). Modern: 1. Şimdiki zamana ya da göreceli olarak yakın bir döneme ait ya da uygun olan şey için kullanılır: Modern bilim. 2. En son ilerlemelerden yararlanan şey için kullanılır: Modern yöntemler, araçlar. 3. Eskiye karşıt olarak çağdaş tekniklere, kurallara, zevke göre yapılmış şey için kullanılır: Modern bir yerleşim merkezi. Modern bir yapı. 4. Çağının yeniliklerine uyan, çağını gereğince yaşayan kimse için kullanılır: Babam modern bir insandır. Modernleşmek: 1. Bir kimse sözkonusuysa, çağının yeniliklerine uymak. 2. Bir şey sözkonusuysa, çağdaş tekniklere, kurallara, zevke uygun bir duruma gelmek, çağa uygun bir nitelik kazanmak; çağdaşlaşmak. 11: Sosyal Bilimler Ansiklopedisi (Risale Yay.) [İzzet Er., "Çağdaşlaşma" Md.] "Çağdaşlaşma: Çağdaşlaşma sosyal değişmenin özel bir şeklidir. Modern (çağdaş), yaşadığımız zamana ait, ya da yaşadığımız zamana uygun demektir./ ... XIX. yüzyılın ikinci yarısından başlayarak günümüzde de geçerli olan bir anlayışa göre, modern, yani çağdaş kelimesi, toplumlar arasında en çok gelişmiş olanların temsil ettiği teknik, bilgi ve ilmî zihniyetin karşılığıdır. Aynı anlayışa göre "çağdaşlık", teknolojik, siyasi, ekonomik ve sosyal gelişmede en ileri olan ülkelerin ortak özelliklerinin ifadesi; "çağdaşlaşma" da ülkelerin bu özellikleri elde etme çaba ve özlemlerini, yahut aynı mahiyette bir cereyanı dile getiren bir terimdir. ... modernleşme, emperyalist güçlerin sömürgecilik emellerini sürdürmek için hâkimiyetleri altındaki sömürge ülkelerinin âdetlerini, hayat şeklini, dünya görüşünü, hattâ gerekiyorsa -ki hep öyle olmuştur- dinî değerlerini değiştirmek maksadıyla yürüttükleri faaliyetin genel adı ise de, bu durum, çağdaşlaşma sürecinin sadece bir parçasının ifadesidir./ ... Esasında çağdaşlaşma, son yüzyılların engin tecrübelerine istinad eden teknik, bilim ve bilimsel zihniyete göre geleneksel kurumları yeni şartlara uyarlama çabası, bir başka ifadeyle yenileştirme sürecidir. Buna modernleşme süreci de denir." 12: Türk Dil Kurumu-Türkçe Sözlük (Milliyet Yayını) Modern: Çağa uygun, çağcıl; asrî. Modernleşme: Çağcıllaşma. Çağcıl: 1. (İnsan için) Çağın yeniliklerini benimseyen, ona göre davranan, asrî, modern. 2. Tekniğin, bilimin yeniliklerinden yararlanan, modern: Çağcıl Fizik. Çağcıllaşmak: Çağın yeniliklerine uygun duruma gelmek, asrîleşmek, modernleşmek. Çağdaş: 1. Aynı çağda yaşayan, muasır. 2. Bulunulan çağın anlayışına, şartlarına uygun olan, muasır. Çağdaşlaşmak: Çağın tutumuna, anlayışına, gereklerine uymak, muasırlaşmak. Çağdaşlık: Çağdaş olma durumu, modernlik. 13: Prof. Dr. Özer Ozankaya: Toplum Bilimleri Terimleri Sözlüğü: Çağdaşlaşma. (Modernleşme.) Geri kalmış toplumların ekonomi, bilim, ekin, toplumsal düzenleniş... alanlarında günümüz bilim ve uygulayımının olanak verdiği en gelişkin aşamaya gelme çaba ve özlemlerini anlatan geniş kapsamlı toplumsal akım. 14: Ömer Demir-Mustafa Acar: Sosyal Bilimler Sözlüğü: Çağdaşlaşma. Modernizasyon. Modernleşme. Sosyal, siyasal, ekonomik, kültürel vb. alanlarda başta ABD olmak üzere sanayileşmiş Batı toplumlarının sahip olduğu yapı, kurum, değer ve sistemlere sahip olmak amacı ile yapılan tüm düzenlemeler. Bu çerçevede, eşit ve genel oy, siyasal parti ve parlamento, karar mekanizmalarına katılım... gibi demokrasinin temel kurum ve ilkelerinin sosyal alanda egemen kılınmasına siyasal çağdaşlaşma; okur- yazarlık oranının yükselmesi, ulusal ve laik ideolojilerin egemen hale getirilmesine kültürel çağdaşlaşma; kapitalist üretim tarzının yerleştirilmesine ekonomik çağdaşlaşma; kentleşme ve altyapı hizmetlerinin yaygınlaştırılması, haberleşme teknolojilerinin geliştirilmesi ve geleneksel otorite ilişkilerinin çözülmesi ile ortaya çıkan duruma da sosyal çağdaşlaşma denir. Modernlik (Modernity). Genel olarak bir uygarlığın kendi gelişim ve çizgisi içinde görece en son dönemde geliştirdiği, özel olarak da Batı uygarlığının rönesans ve aydınlanma dönüşümünden sonra kazandığı kültürel değer ve sosyal ilişkilerinin özümsenmesi ile ortaya çıkan yaşam tarzı. *** Modernizm kelimesinin Batı literatüründe yüklenmiş olduğu terimsel anlamlardan birisi de, Hristiyanlıktaki bazı ıslahat teşebbüsleridir. Bu anlam, yukarıda bazı yabancı sözcüklerden yapılan alıntılarda da görülmektedir.
*Ahmet Cevizci'nin Paradigma Felsefe Sözlüğünde modern sözcüğü şu şekilde tanımlanmıştır: Modern sözcüğü kökeni itibariyle Latince bir sözcük olan mododan (son zamanlar, şimdi) türetilen moder­nus, hodiernus (hodie: bugün) terimlerinden gelen ve düşüncedeki açıklık, özgürlük, otoritelerden bağımsızlık ve en yeni ve en son dile getirilmiş düşünceler üzerine bilgi anlamına gelen sıfattır. Buna göre, modern kavramı ilk kez milattan sonra 5. Yüzyılda antiqiusun karşıtını oluşturacak şekilde, Hristiyanlığı putperest pagan kül­türden ayırmak için kullanılmıştır. Bu kullanıma göre eski dünya karanlık, putperest, pagan dünyayı niteler­ken, yeni dünya Tanrı'nın oğlu İsa Mesih'le dönüşmüş olan Hristiyan modern dünyaya gönderme yapar.
Turan Karataş'ın Ansiklopedik Edebiyat Terimleri Sözlüğün­de ise modern terimi şu şekilde tanımlanmaktadır: Dilimizde "çağdaş", "yeni" tabirleriyle karşılansa da modern sözcüğünün daha geniş anlamlar çağrıştırdığı­nı, kültürlere ve milletlere göre farklı anlamlara geldiğini gözlemek zor değildir. Kapitalizmin ilk adımlarından bu yana sürekli, üstelik de çok hızlı ekonomik, toplumsal, dinsel, düşünsel, sanatsal değişimleri içeren bir sözcük. Sanayileşme, laikleşme, usun öne çıkışı, bilimlerin yol göstericiliğini benimseme, geleneksel değerlere bağlı­lıktan kopuş, nesnellik, yararcılık, insanın birey olarak yücelişi... Görüldüğü gibi, kentleşmeyle, kentsoylulukla yakın ilişkiler içinde, genel anlamıyla modern sözcüğü.
4: Şemseddin Sâmî: Kaamus-u Fransevî: Mondaine: Dünyaya mensub ve müteallık veya dünyanın alâyişine mübtelâ, dünyevî, dünya perest. Contemporaine: Muasır, hem-asr; asr-ı hâzıra mensub, hâzır. Modern: Yeni, cedîd, müteahhir. Seculaire: Beher asırda bir kere vâki olan, asrî, kurunî (zamana ait=zamansal-D.H.) 5: Diran Kelekyan, Kaamus-u Fransevî: Asrî: Seculaire. Muasır: Contemporain. 6: Lûgat-ı Nâcî: Asrî kelimesi yok. Muasır: Hem-asr, hem-zaman. 7: Şemseddin Sâmî: Kaamus-u Türkî: Asrî kelimesi mevcut değil. [Kaamus-u Türkî'nin Mertol Tulum tarafından redakte edilerek yapılan neşrinde [Temel Türkçe Sözlük-(Tercüman)] tanımı şöyle: Asrî: 1: Zamanın yeniliklerine uyan, 2: Mecâzî: Giyim, kuşam ve davranışlarında aşırıca, hoppa]. Muasır: Başkasıyla bir asırda, yani bir ahd (ahd=devir; epoque muhadili-D.H.) ve zamanda yaşayan veyahut yaşamış olan.
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.