9.8/10
9 Kişi
64
Okunma
21
Beğeni
4.474
Görüntülenme

Hakkında

1948 yılında Bayburt'ta dünyaya gelen Durmuş Hocaoğlu 1974 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi'nden Elektrik Mühendisi olarak mezun oldu. 1982 yılında mühendislik mesleğini terketti ve Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Fizik Bölümü'ne öğretim görevlisi olarak girdi. O tarihten sonra Felsefe'de master ve doktora yaptı, Fizik'te ise master yaptı, doktorasını tez aşamasında bıraktı. 1983 yılında İstanbul Üniversitesi'nde başladığı felsefe kariyerinde önce 1986'da "Descartes'ın Fizik Anlayışı" isimli tezi ile yüksek lisansını, 1994'te "Türk-İslâm Düşünce Tarihinde ve Modern Fizik'de Kozmos" isimli tezi ile doktorasını ve 1986'da ise Marmara Üniversitesi'nde "Tekil Lineer Sistemler İçin Geliştirilen Bir Transformasyonun Yorumu Üzerine" isimli tezi ile fizik yüksek lisansını tamamladı. Marmara Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Fizik Bölümü'nde öğretim üyesi olarak görev yapan ve mültidisipliner bir akademik çalışma kariyeri bulunan Hocaoğlu'nun çalışma alanları Fizik Felsefesi, Bilim Felsefesi, Tarih ve Siyaset Felsefesi olup, muhtelif dergilerde Elektrik Mühendisliği ve Fizik gibi teknik konular yanında Bilim ve Fizik Felsefesi, Tarih Felsefesi, Siyaset Felsefesi, Din ve Laiklik v.b. konularda makaleler kaleme almış; ayrıca, muhtelif akademik toplantılara tebliğler sunmuş ve tebliğ kritikçikliği yapmış, birçok gazete ve dergide sürekli yazarlık yapmıştır. Yayınlanmış üç kitabı bulunmaktadır. 23 Ekim 2010'da İstanbul'da hayata gözlerini yuman Durmuş Hocaoğlu, Karacaahmet'teki aile kabristanına defnedilmiştir.
Ünvan:
Türk Yazar
Doğum:
Bayburt, Türkiye, 1948
Ölüm:
İstanbul, Türkiye, 23 Ekim 2010

Okurlar

21 okur beğendi.
64 okur okudu.
1 okur okuyor.
38 okur okuyacak.
3 okur yarım bıraktı.

Okur demografisi

Kadın% 12.5
Erkek% 87.5
0-12 Yaş
13-17 Yaş
18-24 Yaş
25-34 Yaş
35-44 Yaş
45-54 Yaş
55-64 Yaş
65+ Yaş
Reklam

Alıntılar

Tümünü Gör
Felsefe hiç kimseyi münkîr yapmadığı gibi mü'mîn de yapmaz.
Sayfa 336 - 1. baskı - Kasım 2002
Felsefe
teknik mânâda değil ama naif mânâda herkes filozoftur; her Âdem evlâdı bilmeden felsefe yapan birer naif filozoftur. ... ve herkes kendi çapında bir Hayy ibn Yakzân olacaktır: "Ben kimim"; "nereden gelmekte ve nereye gitmekteyim?"; "benim bu varlık nizâmındaki yerim nedir?"; "varlık nedir?"; "var-olmak nedir?"; "gerçek nedir?"; "hayat nedir?"; "ölüm nedir?"... ilh...
Sayfa 335 - 1. baskı - Kasım 2002
Felsefe
Reklam
Reklam