Burada dikkat çekmesi gereken bir husus vardır: Batı literatüründe, bizim kullandığımız "çağdaşlaşma"ya tekabül eden kavram olarak "modernization" kavramı vardır ve fakat buna karşılık bir "contemporization" maddesi yoktur.
Batı literatüründe contemporan ile modern arasındaki bu ayırımın ve contemporization anlamında bir çağdaşlaşma kavramının gelişmemiş olmasının, onun yerine modernization'un kullanılmakta olmasının temel illeti şu olsa gerek: Batı, bizde olduğu gibi bir kültür yıkımına mârûz kalmamış olduğu, onun gelişmesi kendi dinamiklerinin tabiî seyri neticesinde vuku bulmuş olduğu için, bizde olduğu gibi, onların kültüründe "kendi-dışındakine benzemek" anlamında, geleneksel olanla köktenci bir kopukluğu ifade eden ve handiyse bir tür kutsallık izafe edilen bir "başkalaşma" (tağayyür=gayrîleşme; başkası olma), bir "kendine yabancılaşma" anlamında bir "radikal değişme" söz konusu olmamıştır. Bu da, bizde olduğuna benzer bir çağdaşlık/çağdaşlaşma problemi hâsıl etmemiştir. Bizim yüzyüze olduğumuz çağdaşlık/çağdaşlaşma problemi, Batı-dışı toplumların hemen tamamının yaşadığı ve Batı-dışı'na özgü, bizde ise hayli özgül şartları ve tezahürleri bulunan, büyük ölçekte tamamiyle bize has olduğu söylenebilecek olan bir problemdir.
Sayfa 58 - KOCAV Yayınları, Ocak 2014 İstanbul, "Çağdaşlık" ve "Modernlik" Üzerine Kavramsal Bir Analiz, 1.3. "Çağdaşlaşma" Üzerine Genel Bir Mülahaza, 1.3.1.2.2. Bu Anlayışların Özlü Bir Kritiği