Dil, standartlaştıncı bir niteliğe sahiptir; bu nitelik, dilin kolaylaştırdığı teknolojik gelişimle koordinasyon içinde ilerler. Örneğin matbaa makinesi, lehçeleri ve diğer dil farklılıkları bastırmış, mübadele ve iletişim için tekleştirici standartlar yaratmıştır. Okuryazarlık her zaman ekonomik gelişmeye hizmet etmiştir; amacı, ulus-devlet ve milliyetçilik için çok gerekli olan bütünleşmeyi desteklemektir.
Dil, üretken bir kuvvettir; teknoloji gibi dil de toplumsal kontrole bağlı değildir. Postmodern çağda hem dil hem teknoloji hakim durumda, ne var ki her ikisi de tükenme belirtileri sergiliyor. Bugünün sembolik olanı, sadece ve sadece arkasındaki iktidar yapısını yansıtıyor. İnsani bağlılık ve bedensel yakınlık, solup gitmekte olan bir gerçeklik duygu suyla değiş tokuş edilmiştir. Kitle iletişiminin yoksulluğu ve manipülasyonu, kültürün postmodern biçimidir. Endüstriyel modernitenin sesidir bu, evcilleştirilmiş özünü, kitle üretiminin bir yüzünü yansıtacak şekilde kültür, siber/dijital/sanal hale geliyor çünkü.