Ağıl

Ağıl
@helvegen
wedontknow
44 okur puanı
Aralık 2019 tarihinde katıldı
Ömrünün yarısını yaylalarda geçiren bir zatı muhtereme (annem) geçmişte söyledikleri türküleri hatırlayıp hatırlamadığını sordum ve benimle paylaştığı türkülerden birisi şöyle: Ay doğdu mu doğdu mu Yıldız tamam oldu mu Aldız gittiz yarimi Birlik tamam oldu mu Bir ay doğar mardinden Dolan evin ardından Diliminen kan alayım Ah memen arasından Bir ay doğar süt gibi Kenarları çit gibi ...

Ağıl

@helvegen
·
Ağıl
Burada ağıl sözünü, bütün mânâları ve kökleri ile inceleyecek değiliz. Çünkü bu, çok geniş bir konudur. Aslında ağıl, etrafı çitle veya başka bir şeyle çevrilmiş, bir yer veya bir tarla demektir. Türk ağızlarında, bu mânâyı veren türlü fiil kökleri vardır. Eski Anadolu metinlerinde, ay ve güneşin etrafındaki hâleyi ifade eden, ay ağılı, gün ağılı gibi deyimler de, bu sözün ana anlayışını gösteren, açık örneklerdir.
Aldız ve gittiz enteresan. Ne Azerbaycan'da ne Anadolu'da böyle çekim kullanılmaz pek. Uygurlar, Özbekler, yani Karluk grubundakiler böyle çekimler diye bilirim.
Önceki 2 yanıtı göster
Nasıl söylenir emin olamadım ama bu kullanımın dile daha çok oturduğunu düşünüyorum, yaygın olmayı hak ediyor sanki.
1 yanıtı göster
Reklam
Ömrünün yarısını yaylalarda geçiren bir zatı muhtereme (annem) geçmişte söyledikleri türküleri hatırlayıp hatırlamadığını sordum ve benimle paylaştığı türkülerden birisi şöyle: Ay doğdu mu doğdu mu Yıldız tamam oldu mu Aldız gittiz yarimi Birlik tamam oldu mu Bir ay doğar mardinden Dolan evin ardından Diliminen kan alayım Ah memen arasından Bir ay doğar süt gibi Kenarları çit gibi ...

Ağıl

@helvegen
·
Ağıl
Burada ağıl sözünü, bütün mânâları ve kökleri ile inceleyecek değiliz. Çünkü bu, çok geniş bir konudur. Aslında ağıl, etrafı çitle veya başka bir şeyle çevrilmiş, bir yer veya bir tarla demektir. Türk ağızlarında, bu mânâyı veren türlü fiil kökleri vardır. Eski Anadolu metinlerinde, ay ve güneşin etrafındaki hâleyi ifade eden, ay ağılı, gün ağılı gibi deyimler de, bu sözün ana anlayışını gösteren, açık örneklerdir.
Aldız ve gittiz enteresan. Ne Azerbaycan'da ne Anadolu'da böyle çekim kullanılmaz pek. Uygurlar, Özbekler, yani Karluk grubundakiler böyle çekimler diye bilirim.
Öyle mi? Annem Erzurumlu ve bildim bileli günlük hayatta da bu şekilde konuşuyor. Kafkasya'dan Anadolu'ya geldiklerini biliyorum, kullandığı kelimeleri en çok Kazak Türkçesiyle benzetiyordum ben. Tanıdık olmayan bir çekim olmasına şaşırdım.
3 yanıtı göster
"Kar yağar, yağmur yağar, ortalık kupkuru; dışarı çıktım, dizecek balçık, çamur; biraz öteye gittim, üç torbaya rastladım, ikisi dipli mipli, birinin hiç dibi yok; hiç dibi yok olan torbayı aldım, biraz daha gittim, üç tencereye rastladım, ikisi dipli mipli, birinin hiç dibi yok; hiç dibi olmayan tencereyi aldım, torbaya soktum; biraz öteye gittim, üç testiye rastladım, ikisi kulplu mulplu, birinin hiç kulpu yok; kulpu yok testiyi aldım, biraz öteye gittim, üç çeşmeye rastladım, ikisi sulu mulu, birinin hiç suyu yok; hiç suyu olmayan çeşmeden kulpsuz testiyi doldurdum; biraz öteye gittim. Üç kapıya rastladım, ikisi kırık mırık, birinin hiç kapısı yok, hiç kapısı yok olan kapıyı çaldım, karşıma üç adam çıktı, ikisi gözlü mözlü, hiç birinin gözü yok; hiç gözü olmayandan bir akça istedim, bana üç akça verdi, ikisi paralı maralı, birinde hiç para yok; hiç para olmayan akçayı aldım, biraz öteye gittim, üç satıcıya rastladım, ikisi donlu monlu, birinin hiç donu yok; hiç donu olmayana akçamı uzattım, bana kağıt verdi, çivi verdi, helva verdi, tahta verdi. Helvayı yedim, karnım doydu; oturdum, üç merdiven yaptım, ikisi uzun muzun, birinin hiç boyu yok; biraz öteye gittim, üç camiye rastladım, ikisi minareli minaresiz, birinin hiç minaresi yok; hiç minaresi yok olanda üç müezzin ezan okuyor, ikisi sesli mesli, birinin hiç sesi yok; hiç boyu olmayan merdiveni hiç minaresi olmayan minareye dayadım, ve çıktım; hiç sesi olmayan müezzinin kellesini uçurdum. Aşağıya indim, eve gidiyordum. Bir de baktım ki köprü üstünde uçurduğum kelle, soğan salata satıyor"
Kaplu kaplu bağalar gibi biraz. #190155491
Bana da öyle düşündürttü. "Türk halkı, bilmece kurgusunda, deyimlere, masal tekerlemelerine vb. unsurlara yer verdiği gibi, matematiksel soruları, divan şiirinden aldığı muammayı, lugazı, kimi zaman aynen kimi zaman da taklit ederek, bilmece diye sormuş ve yer yer mani veya atasözünü de bilmeceye dönüştürmüştür." Bu kısım zihnimde daha sağlam şeyler çağrıştırıyor şu an.
Hani şu şey
Paragraf sorusu çözerken bu soruyla karşılaştım. Le Ça da zaten "O" anlamına geliyormuş. "Ruhun en derin gerçekler dünyasıyla değil, doğrudan doğruya bedenle ve haz ilkesini öne alarak ilişki kuran kesimi" için zamir kullanmak, aslında neyden bahsettiği kesin olmasa da çok fazla anlam içeriyor sanki. Id'in basitçe, şeytani bir kavram olarak resmedilmesi alışılmadık bir şey değil. Bizim de "O" değil "hani şu şey" dememiz belki de bundandır. Cinlere üç harfli demek gibi, bahsetmekten kaçınılan, korkulan... Meçhul bir kötülük

Ağıl

@helvegen
·
Elimdeki kitap 1995 basımı. Bilinçaltı kavramının karşılığının "hani şu şey" olarak aktarılması beni ilk okuduğumda çok şaşırtmıştı ve yanlış hatırlamıyorsam aynı ifade ile başka bir yerde daha karşılaştım ancak şu an bununla ilgili bir şey bulamıyorum. Çok fazla soru işareti ile bunu düşünmeye devam edeceğim.
Bugünkü Türkçe'de sadece "çağdaş" kelimesi ile ifade edilmeye çalışılan kavram, terk edilen Türkçe'deki "asrî" ve "muasır" gibi iki ayrı kelime ile ifade
Sayfa 48 - KOCAV Yayınları, Ocak 2014 İstanbul, "Çağdaşlık" ve "Modernlik" Üzerine Kavramsal Bir Analiz, 1.3. "Çağdaşlaşma" Üzerine Genel Bir Mülahaza, 1.3.1. "Zaman-giller Familyası" ve "Çağ" Hakkında Etimolojik ve
*Ahmet Cevizci'nin Paradigma Felsefe Sözlüğünde modern sözcüğü şu şekilde tanımlanmıştır: Modern sözcüğü kökeni itibariyle Latince bir sözcük olan mododan (son zamanlar, şimdi) türetilen moder­nus, hodiernus (hodie: bugün) terimlerinden gelen ve düşüncedeki açıklık, özgürlük, otoritelerden bağımsızlık ve en yeni ve en son dile getirilmiş düşünceler üzerine bilgi anlamına gelen sıfattır. Buna göre, modern kavramı ilk kez milattan sonra 5. Yüzyılda antiqiusun karşıtını oluşturacak şekilde, Hristiyanlığı putperest pagan kül­türden ayırmak için kullanılmıştır. Bu kullanıma göre eski dünya karanlık, putperest, pagan dünyayı niteler­ken, yeni dünya Tanrı'nın oğlu İsa Mesih'le dönüşmüş olan Hristiyan modern dünyaya gönderme yapar.
Turan Karataş'ın Ansiklopedik Edebiyat Terimleri Sözlüğün­de ise modern terimi şu şekilde tanımlanmaktadır: Dilimizde "çağdaş", "yeni" tabirleriyle karşılansa da modern sözcüğünün daha geniş anlamlar çağrıştırdığı­nı, kültürlere ve milletlere göre farklı anlamlara geldiğini gözlemek zor değildir. Kapitalizmin ilk adımlarından bu yana sürekli, üstelik de çok hızlı ekonomik, toplumsal, dinsel, düşünsel, sanatsal değişimleri içeren bir sözcük. Sanayileşme, laikleşme, usun öne çıkışı, bilimlerin yol göstericiliğini benimseme, geleneksel değerlere bağlı­lıktan kopuş, nesnellik, yararcılık, insanın birey olarak yücelişi... Görüldüğü gibi, kentleşmeyle, kentsoylulukla yakın ilişkiler içinde, genel anlamıyla modern sözcüğü.