Tahakküm ve baskının başlangıcında, uzun zamandır devam eden canlı dünyaya ait zenginliklerin tüketilmesi sürecinin kalkış noktasında, yaşamın akışından son derece düşüncesiz bir ayrılış bulunuyor. Bir zamanlar serbestçe verilen şeyler, artık kontrol ediliyor, bölüştürülüp dağıtılıyor. Feyerabend, "çevrelerini kuşatıp kafalarım karıştıran bolluğu azaltmak" için özellikle uzmanların gösterdiği çabalardan söz ediyor.
Dilin özü semboldür. Her zaman bir ikame. El altında bulunan, kendisini doğrudan bize gösteren şeyin her daim daha soluk bir temsili.
Paragraf sorusu çözerken bu soruyla karşılaştım. Le Ça da zaten "O" anlamına geliyormuş.
"Ruhun en derin gerçekler dünyasıyla değil, doğrudan doğruya bedenle ve haz ilkesini öne alarak ilişki kuran kesimi" için zamir kullanmak, aslında neyden bahsettiği kesin olmasa da çok fazla anlam içeriyor sanki.
Id'in basitçe, şeytani bir kavram olarak resmedilmesi alışılmadık bir şey değil. Bizim de "O" değil "hani şu şey" dememiz belki de bundandır. Cinlere üç harfli demek gibi, bahsetmekten kaçınılan, korkulan... Meçhul bir kötülük
Bilim ve fennin geçemediği alan varsayım ve kuram alanıdır ki buna felsefe denir. Şu halde her zaman dünün felsefesi bugünün bilim ve fenni, yarının bilim ve fenni bugünün felsefesidir.
Eğer felsefeyi böyle kabul edersek şimdilik bizde ne halde bulunduğunu değil, ne zaman var olduğunu sormak bile saçma! Fakat böyle düşünmez de metafiziğe ve bununla ilişkisi olan konulara felsefe demekte ısrar edersek pek geride kalmış olmakla beraber söyleyecek bir kaç söz bulunabilir zannederim.
Arapçaya vakıf olan alimlerimize rica ettik, yalvararak, bütün yokluklarımızı karşılayacağı müjdelenen o büyük felsefe hazinelerini artık açıvermelerini rica ettik. Henüz böyle bir lütuftan değil o lütfün zerresinden bile eser göremedik. Artık çıkışmak hakkımızdır: İşte ben açık söylüyorum: Ya Arapçada hiçbir şeyler yok, ya da arapça bilen alimlerimiz çok tenbel!..
Bizde memur demek, anımsanması daima yürek parçalayan bir geçmiş, geleceği kuşkulu ve karanlığın korkunç hayali karşısında titrek bir hal, önceden tasavvur olunabilecek derecelerden çok ziyade feci bir gelecek mahkumu demektir.