Gönderi

Karanlık persona, içedönük karakter ve gölgesinde bir dahi
Puan vermedi·196 syf.··
2023 1648. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 09 Ekim 2023 08:33
Düşüncenin akışını bozan cümle kullanmadan, nasıl inceleyeceğimi kara kara düşündüğüm bir hikaye kitabı: Korkuyu Beklerken Oğuz Atay’ın ilk ve tek öykü kitabı olan bu kitabı, üyesi olduğum @bidunyakitapgrubu okuma listesinde görünce “ben bunu pas geçerim herhalde” demiştim. Kendisinden haberdardım, aylardır da kitaplığımda durur; arada toz alırken gözüme takılır falan. Ama bir türlü içime sindirip elime alıp okumamıştım. Üstelik bu yaz deli gibi çıtır-çerez-çer-çöp o kadar şey okumuşken! Yazarla da aram iyi aslında, itinayla hayatını öğrenmişim, güzel bir okuma cetveli çizmişim, Tutunamayanlarda bırakmışım en son. Çağdaş Türk Edebiyatının beni cezbettiği dönemlerde içli dışlı olmuşum işte. Ama buna bir türlü dönemiyorum. Spesifik bir reading slump denebilir buna ahahah! Oğuz Atay tembelliği. Me lìga lógia i lexi-velhasıl kelam listede olduğu halde okumayı düşünmüyorum. Sonra burada bizim grubun kurucusu Emre Bulut beyefendinin incelemesini okudum. İnceleme üzerinde de tekrar teşekkür edelim, emeklerine sağlık olsun. Göz korkutacak, tembelliğe düşürecek bir şey yokmuş meğer ortada. Siz de zoru başarıp kolayda tökezleyenlerden misiniz? Benim genel olayım bu. Her neyse! Motivasyonumu topladım ve harekete geçtim. Çok da kolay okudum! Öncelikle bu tam bir “Oğuz Atay edebiyatına başlangıç” kitabıdır bence, net. Onun o ilginç kimliğine, eşsiz kalemine yumuşak bir geçiş sağlıyor. Bu yüzden Oğuz Atay koleksiyonuna henüz girmeyenlere, giriş bileti budur bence. Şekil bakımından inceleyecek olursam neredeyse 200 sayfadan oluşuyor ve içinde 8 öykü var. (Öykü deyip küçümsemeyelim çünkü roman yazmaktan daha zor geliyor bana) İletişim yayınlarından çıkmış güncel bir baskıdan okudum bu yüzden ona göre değerlendireceğim, tertemiz bir baskıydı gözden kaçırmadıysam imla hatalarına rastlanmadım, kusur görmedim. Oğuz Demiralp Beyefendinin 1987’de yazdığı önsöz ise hüzünlendirdi yine. Olumsuz kahramanları anlamanın önemine inananlardanım ben de. Yazarın hiraeth çektiğini düşünüyorum, bu bütün eserlerine, eserlerindeki atmosfere, yarattığı kahramanlara, okura tamamlatmak için bıraktığı açık noktalara yansıyor. Hiraeth keltçe bir sözcük, anlamıysa ‘artık dönemeyeceğiniz, ya da hiç sizin olmamış bir yere, yuvaya duyulan özlem’ , çok tatlı geliyor kulağa. Ama acılı çikolata gibi bir şey işte. Özel ruh halinde olan insanlardan özel işler de çıkar, yeter ki sanatın bir ucundan tutsun. Kendini ifade edebilsin, kendine has enerjisini yansıtsın ve o tatminle huzura ersin. Atay gibi, Dali gibi, Frida gibiler çok şey katarlar insana. Diğerleri zaten herkes gibi… Biraz delilikten, biraz aykırılıktan zarar gelmez. Nitekim bu marjinal cesaret neticesinde edebiyatımız için çok değerli eserler hediye etti. Kutluyoruz. Öykü kitabının içindeki öyküler hakkında detaylı bir bilgilendirme yapmak amaca aykırı düşer bu yüzden sürpriz bozucu aktivasyonlara girmeyeceğim. 8 öykü de güzeldi, öykülerin kahramanları enfesti. Bu adam bunu nasıl başarıyor? Yani bu kadar kısa metinlerde, seninle hiç alakası olmayan bir kahramanın ruhunu nasıl özümsetir, nasıl onun gibi hissettirirsin be adam! Tamam amacın bu anlıyorum, fakat bu mükemmel bir başarı! Jung ile yatıp Freud ile kalkmış olmak gerekir bunun için, aksini kabul etmiyorum. Bu bağlamda edebiyat ile psikoloji birbirini çok güzel besleyen dallar. Yazarımız da bütün eserlerinde bunun şovunu yapıyor. Favori öykülerim Beyaz Mantolu Adam, Korkuyu Beklerken ve Bir Mektup oldu. Beyaz Mantolu adam, iyi bir içedönük karakter örneği göstermesi ve tempolu bir akışa sahip olması bakımından sevdirdi. Bu öyküdeki karakterin dış dünya ile uyumsuzluğu, sessizliği çok etkileyiciydi. Kitabın adını da aldığı öykü ise yazarın o soyut-somut dünya perspektifini olduğu gibi taşıyor, okuru düşünce akışıyla hayrete düşürüyor. Hayatta istediği şeyleri gerçekleştirememiş, yalnız kalmış bir adam; öykü boyunca absürt gerçeklikle kendi ruh haline çekiyor bizi. Dünyanın en mutlu insanı olabilirsiniz ama onun hikayesini okurken yapayalnız hissedeceksiniz. Hayat karşısında çaresiz ve güçsüz. Üstelik bunu 64 sayfada yapıyor yine! Mektup öyküsünün kurgusu da yer yer melankoli içeriyor ve yaratılan karakter çekingenliğiyle sempati duyduruyor kendine. İnsan ister istemez empati yapıyor insan. Gönderilemeyen mektuplara da zaafım vardır zaten, orası ayrı. Yazarın bu eserini de sevdim, zengin edebi bilgeliği, nesnel değerlerle bir olmayıp bize tutum belirleyiciliği yaptırmadığı, alanım için notlar aldırtacak kadar kaliteli hikaye tipleri yarattığı ve son olarak “bizim” olduğu için kitaba 10 puan veriyorum. Teşekkürler kitap grubu! <3 Oğuz Atay Beyin en sevdiğim ‘karakteri’ olan Olric için ve “şah-eseri” Tutunamayanlar için bir saygı duruşu o zaman! -Hani yarınlar daha güzel olurmuş diyorlardı Olric. Bu yaşadığımız gün de dünün yarını değil mi? -Kandırıyorlar efendim, kandırıyorlar…
Edebiyat
Korkuyu BeklerkenOğuz Atay · İletişim Yayıncılık · 202233,3bin okunma
··
4 +1'leme
·
1.714 Gösterim
4 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Özgür Uçurtma çok güzel bir inceleme. Kendi disiplinin için karakterleri analiz etmen ve irdelemene sebep olması ne güzel. Benim favorilerim Beyaz Mantolu Adam, Korkuyu Beklerken ve Tahta At olmuştu. Şimdi tekrar okusaydım belki değişirdi bilemiyorum ❤️ p.s. : yeni bir kelime öğrenmiş oldum incelemen sayesinde "hiraeth"❤️
Özgür Uçurtma
Gönderi Sahibi
Bugün de söyledim, birbirimize çok şey katabileceğimizi düşünüyorum. Kelimeler nedir ki benim beklentilerimin yanında, mimar hanım. Ama böyle etnik ve anlamı geniş kelimeler ve söyleyişler mikroplar kadar hızlı yayılsa, insanlarla konuşmaktan sıkılmasak ne güzel olurdu. Fantastik dünyamdan sevgilerle! 🤍🙆🏻‍♀️
Kalemine sağlık. Oğuz Atay ile ilgili tespitine bayıldım. Bunu acı çikolataya benzetmene de 😀
Özgür Uçurtma
Gönderi Sahibi
Meslekten biri anlayıp beğenince içimdeki kız dans ediyor bak şimdi! @NY0603 💃🏻💃🏻
Çok iyi bir inceleme. Cuma günü yorumlarınızı bekliyoruz. Kaleminize sağlık 😇🙏🏾
Özgür Uçurtma
Gönderi Sahibi
😇🙏🏻