Güneş ülkesi ruh halimden ötürü mü bilemediğim bir nedenler silsilesinden bana biraz karanlık geldi. Ütopya mısın sen distopya mı sorusunu sordurttu.
17. yüzyılın henüz başında yazılmış bu ütopya, bize bir diyalog anlatımı sunuyor. Hospitalario ve Cenovalı ikili konuşma halinde bize Güneş Ülkesi hakkında bilgi veriyorlar. Bu ülke ve ülke düzeni hakkında anlatılanlar kişisel olarak bende ütopya değil de distopya okuyormuşum hissi yarattı. Elbette kaleme alındığı dönem koşullarına ve yazarın felsefe disiplinini arka plana atarsak. :) Yazarın felsefesi hakkında ve 1600lü yıllara göre “ideal devlet” fikri üzerinden incelememi yapacağım.
Güneş Ülkesi, İtalyan filozof Tommaso Campanella’nın ütopya eseridir. Bu eserde, Campanella döneminin devlet yapısı ve toplum düzenine eleştiriler getirirken, yeni bir devlet sistemi ve toplum düzeni önerir. Güneş Ülkesi, geometrik bir şehir planına sahip ve iç içe geçmiş yedi çemberden oluşur. Bu düzenlemeler, düşmanların ele geçirmesini neredeyse imkansız kılar. Eser boyunca astrolojinin inşa edilen ideal devlet üzerinde devasa etkisine tanık oluyoruz. Örneğin hayatın genel işleyişine, çocuk dünyaya getirmek için çiftleşme konum ve saatlerine, bina biçimlerine yıldızların ve gezengenlerin o anki konumlarına göre karar veriliyor. Bilim ve teknoloji önemli bir rol oynar; sürekli gözlem ve deneyler yapılır ve doğa ile diğer toplumlar araştırma konularıdır. Eğitim ve nitelikli yaşam ülkenin yapıtaşlarından. Özel mülkiyet yerine ortak mülkiyet sistemine dayalı bir toplumsal yapı benimsenir. Zaten bireyselci mutluluk yerine toplumsal mutluluğa odaklanıldığı bir düzen mevcut. Eylemlerde olduğu gibi mal-mülk mevzularında da her şey ülkenin. Ama bu sistemde adaleti sağlama sorununa çözüm hala belirsizdir. Her şey çözülmüş ve idealize edilmiş ama adalette büyük eksiklikler var, ülkede yaşayan karakter de direkt anlatıyor bunu. Hoa, Güneş Ülkesi’nin hem siyasi hem de manevi lideridir, bu nedenle bir çeşit monarşi vardır. Yöneticiyi belirleme kısmı ilginçti, en bilge, en yetişmiş insanı ülkenin başına getiriyorlar ve onun mükemmel yönetimi yapacağını savunuyorlar. Cenovalı’nın bunun üzerine gidip sorgulama yaptığı kısmı okuması keyifliydi. Ülkede hukuk en üstün şey, din adamları en yetkili kişiler ve düellolara izin yok. Bütün problemler mahkeme yoluyla çözülmeli diyor yazarımız. Ütopyası boyunca Platon (Eflatun)Devlet öykünmelerinin izlerini görebiliyoruz. Tek derdi insanoğlunun mutlu bir yaşayışa kavuşması. Bunun için de sosyal bir devrim yaratmak amacı güderek, toplumsalcı bir anlayış ile bu eseri kaleme almış. Güneş Ülkesi sayesinde ün kazanmış filozofumuz.
Bu kitabı hapishanedeyken kaleme almış. Uzun yıllar ağır işkencelere uğramış bir filozof. Eserindeki ideal ğlke biçiminin dönemin İtalya kozmopolitesi ile doğrudan bir ilişkisi var, rastlantı değil. Felsefesine gelecek olursak… Kendisi Aristo karşıtı, bilimselci ve empirizm savunucusu (yani duyusalcılık) ve modern felsefenin önemli filozoflarından. Eseri boyunca Yeni Atlantis ve Ütopya eserleriyle benzerlikleri göze çarpıyor. Felsefesinin ve ilkelerinin arasından kendime göre yorumladığım şeyler oldu ve kitap bana değişik birkaç bakış açısı kazandırdı. Örneğin Sufi metafiziğinde, tasavvufta vahdet-i vücûd yani varlık birliği düşünce sistemi ile, Campenella’nın “Tanrı yarattıklarında gizlidir” ve “Tanrı doğanın kendisi” idealarını örtüştürdüm yer yer. Salt bilgeliğin ve bilginin planında olmasi ise bana Bacon’ın “Bilgi, egemen olmaktır” sözünü hatırlattı. Kendimi objektif okuma yapmak için zorluyor ve bu tarz eserleri tüketirken pragmatik yaklaşmaya çalışıyorum. Bu yüzden eserin bende yarattığı negatif elektrikten ziyade kattığı şeylere odaklanmaya çalıştım incelememde de. Ütopya severlerin tüketmesini tavsiye ediyorum.
Dipnot: Geçen günlerde okuma grubunda Kapra Yayınlarını soran oldu, güzel diye dönüş yaptığıma utanıyorum. SKANDAL VE REZALET! Teşekkür ederim. :)
Güneş ÜlkesiTommaso CampanellaFrancis Bacon