Eski İslâm başkentlerinin kozmopolit atmosferinde yetişmiş olan kardeşlerinden farklı olarak, hür Türkler sınır ülkelerinde İslâmlaştırılmış ve eğitilmişti ve onların İslâmlığı tâ başlangıçtan beri sınırın özel nitelikleriyle dolmuştu.
Onların hocaları, kentlerin ilâhiyatçı ve
medreselerinkinden pek farklı bir itikat vaız eden ve genellikle Türk
olan dervişler, gezgin zâhitler ve mutasavvıflar idi. Abbasi Bağdad'ının inceliği – veya gevşekliği- karmaşık bir kent uygarlığının hoşgörüsü ve çeşitliliği veya medreselerin kılı kırk yaran ve tekelci sünniliği (ortodoksisi) onlara uymuyordu.
Onlarınki hâlâ ilk Müslümanların eski ateşi ve doğruluğu ile dolu militan bir inanç; imanı savaş nârası, akidesi silâh çağrısı olan bir savaşçılar dini idi.