Mağaradakiler kitabını incelemeye iki yönden başlamak gerekir diye düşünüyorum.
1) Cemil Meriç kimdir, nasıl bir düşünce dünyasına sahiptir?
2) Cemil Meriç bu kitabı neden yazmıştır?
İlk soruyla başlayalım. Cemil Meriç Türkiye'nin yetiştirdiği en ilginç düşünürlerden biridir. Elbette bu ilginç karakterin yeşermesinin arka planında hayatta yaşadıkları yatmaktadır.
Cemil Meriç 'in ailesi Balkan savaşları sonrası Yunanistan'dan şimdiki konumuyla Hatay'a gelip yerleşmiş göçmen bir ailedir. İşte Meriç de bu göçten sonra Hatay'da dünyaya gelir. Çocukluğu Antakya ve Reyhanlı arasında mekik dokumakla geçer. Ortaokulu Antakya'da okur. Burada dikkatimizi çekmesi gereken bir nokta Cemil Meriç'in Antakya'da okuduğu dönemde Antakya'nın Fransa idaresinde olması ve bu nedenle kendisinin de Fransız yönetiminde Fransızca eğitim almış olmasıdır. Bu, kendisinin hem Fransızcasını oldukça ilerletecek hem de kendi ülkesinde uğradığı ırkçı davranışlardan dolayı içindeki milliyetçiliği ateşleyecektir.
Cemil Meriç lisedeyken içinde filizlenen bu milliyetçi tutum nedeniyle diplomasını dahi alamadan liseyi terk etmek zorunda kalmıştır. Bu olaydan sonra liseyi okumak için İstanbul'a gider ve Nazım Hikmet, Kerim Sadi gibi Türkiye'nin sol kanadının ciddi temsilcileri ile tanışır. Milliyetçi kişiliği artık solculukla da yoğrulmaya başlar. Lisans eğitimini ise İstanbul üniversitesinde, kendisinin hayatını şekillendiren dil olan, Fransız filolojisi üzerine alır. Daha sonra çeşitli sebeplerle Hatay'a geri döner ve 1939 yılında Hatay hükümetini devirme suçuyla idama çarptırılır. Ama sonra beraat eder.
Cemil Meriç 'in kişiliğine detaylı bir biçimde değindim. Çünkü yazarın birçok kişiye karmaşık gelen karakteri aslında bu çok yönlü yaşamı sayesinde gelişmiştir. Kendisi çokça okumuş, çokça farklı çevrelerde bulunmuş ve savaş psikolojisini de derinden yaşamıştır.
İkinci soruya gelecek olursak Meriç hayatı boyunca gördüğü, okuduğu birçok bilgiye ve kişiliğe dayanarak entelektüelin ne demek olduğunu irdelemek için yazar Mağaradakiler kitabını. Kitabını Platon'un devlet kitabında geçen ünlü mağara alegorisi üzerine kurar. Eserinde birçok farklı dönemin, ideolojinin, ülkenin, düşünürün fikrini çarpıştırır; bu fikirlerden kendine düşen payları alarak eleştirdiği noktaları içtenlikle dile getirir. Kitabın güzel taraflarından biri bu fikirleri olabilecek en iyi şekilde özetleyerek açıklamasıdır. Bu sayede okuru farklı fikirleri kısaca ama iyice öğrenir, bu fikirler hakkında fikir sahibi olur. Ayrıca yine kitapta birçok farklı ve yeni kavramlar ve kişiler ile taşınmamızı sağlar. Bu sayede ufkumuzu genişletir, yeni okumalara yelken açacak bir liste elde etmemize vesile olur.
Bu eser bence üniversiteye yönelik bir ders kitabı inceliğiyle okunmalı. İçerisinde yer alan bilgiler daha sonra araştırılmak üzere not edilmeli ve küçük bilgiler hap misali yutulmalı. Böylece kitapta alınabilecek en iyi verimin alınacağını düşünüyorum. Çünkü kitap birçok farklı fikrin dünyayı nasıl şekillendirdiğini anlatan bir kapı aralıyor aslında bize. Bu kapıdan içeri girerek dünyayı şekillendiren fikirlerin bizim kişiliğimizi şekillendirmesine, ufkumuzu açmasına izin vermemizin yararımıza olacağı kanaatindeyim.
Son olarak yazarın kitabına dair bir eleştirim olacak olursa bence eser bazı noktalarda fazla muhafazakar çizgiye kayıyor. Kitapta özelliğe Hristiyanlığa yönelik olan eleştirilerin Fransa yönetiminde büyümüş olmasıyla bağlantılı olması muhtemel. Bundan ötürü de bu muhafazarlığın yaşamının getirdiği kendi kültürüne sarılma iç güdüsüyle bağlantılı olduğunu anlıyorum. Ancak yine de okurken yer yer aşırılıklar olduğu fikrine kapılmadım değil. Bunun dışında Mağaradakiler oldukça ufkumu açan bir kitap oldu.
Özetle; Cemil Meriç hem düşünme biçimi hem de bilgi düzeyi bağlamında, elbette benim gözümde, birçok Türk yazarın üstünde yer almaktadır. Bu açıdan ben kendisini bir entelektüel olarak değerlendiriyorum. Ancak sonuç olarak Cemil Meriç 'in de dediği gibi ''Herkesin entelektüeli kendine'' :)