Merhaba dostum.
Osmanlı veya Türkiye Cumhuriyeti döneminde kaç tane önemli işlere imza atmış gemilerimizin adını biliyorsun?
İtiraf ediyorum. Almanya'dan satın aldığımız ve Birinci Dünya savaşına katılmamıza sebep olan Yavuz ve Midilli gemilerini, Nusret mayın gemisini ve Atatürk'ün silah arkadaşlarıyla beraber Samsun'a Bandırma vapuruyla gittiği gemiler dışında başka bir şey bilmiyordum. Ta ki bu Rüsumat kitabını okuyana kadar.
Kurtuluş Savaşı'nda a'dan z'ye tüm imkanların kısıtlı olduğu, halkın yoksulluktan bitap düştüğü, silah, mühimmat gibi savaş aletlerinin çok zor bulunduğu bir zaman da hem cehpedeki düşmanlar, hem de içimizde düşmanın işbirlikçileriyle mücadele ederken Ankara Hükümeti cephedeki askerlerimizin silahsız kalmaması için bir çıkar yol arar. Uluslararası düzeyde bir hamle yapıp, Sovyetler ile anlaşırlar ve onlardan mühimmat yardımı almaya ikna ederler.
Sovyetler'i ikna etmişler etmesine de Karadeniz'in tüm kıyı sularında düşman donanmaları kol gezerken, teknelerimiz, donanmalarımız suyun içinde en ufak kımıldasa "oooo bu türkler saldırıya geçerler maazallah" diyip kağıttan gemileri batırır gibi bombalarla birer birer tepelerine çöküp batırırken bu silahlar Anadolu'ya nasıl getirilecek? Üstelik Ankara Hükümeti'nin Sovyetler'in kıyı şeridindeki limanlara gidip mühimmatları alıp gelecek bir donanması bile yokken? Nasıl olacaktı bu?
İşte bu devreye Ankara Hükümetine çalışan cesur bir asker giriyor. Komuta ettiği yaşlı gibi gözükse de aslında sapasağlam ayakta duran gümrük teknesini, yara almadan ustalıkla tüm Karadeniz kıyılarını geçip Sovyetler'in limanına gidiyor ve silahları alıp geri aynı şekilde hayalet gibi dönüyor.
Silahlar gelmişti gelmesine ama limanlardaki düşmanlar farketmeden nasıl içeriye yani Anadolu'ya sokulacaktı? Cepheye nasıl götürülecekti? İşte burada da yine cesur askerlerimizin ve Ordu'nun gözü kara reisleri ve kanı deli akan genç uşaklar devreye giriyor.
Rüsumat, bir gümrük teknesi iken sonrasında kurtuluş mücadelesi için hayalet gemisine dönüşen, cesur askerlerin, Karadeniz'in gözü kara reislerin ve kanı kaynayan genç uşakların destansı kahramanlık hikâyesidir.
Yazarın "Kayıp Sancak" kitabından sonra okuduğum ikinci kitabı Rüsumat oldu.
#rüsumat gemisinin hikâyesini bilmiyordum. Kitabı okurken açıkcası üzüldüm ve kendi kendime bilmediğim daha ne çok tarihi olaylar, kahramanlar var acaba dedim. Kâh gülümsediğim, kâh gözlerimden yaşlar akarak okuduğum muazzam bir kitaptı.
1 Kitap 1 Kahveee Sibel'imin tavsiyesiyle Her Ay Okuyanlar Kulübü herayokuyanlarkulubu ile okuduğum bu kitabı okumanı şiddetle tavsiye ediyorum...
Geçmişini bilmeyenler geleceğini göremezmiş. Mutlaka tarihimizi okuyalım. Okutalım.
Mehmet UluğtürkanRüsumat
#mervecekitaplar #mehmetuluğtürkan