bu türk edebiyatı için öyle kilit bir alıntıdır ki, sadece iki cümleden bile insanın varoluşsal boşluğunun ona ne düşündürebileceğinin sınırlarını içeriyor bence. insan, içinde derin bir boşluk hissettiği zaman onu neyle veya kimle olursa olsun kapatmak isteyebiliyor bazen. bu yüzden hepimiz bir gün aylak adam veya aylak kadın gibi olabiliriz.
kitabı okumadım ama varoluşsal boşluk burada bir tür endişe hali mi yada başka bir durum mu yada başkası o durumda olsaydı yine böyle bir cümle kurar mıydı
Kaldırımlar, öylesine yerlerdir ama içimdeki benin benle boğuştuğu, sessiz savaşlara ev sahipliği yaptığı yerlerdir aynı zamanda. Ahhah tek başıma yürüyünce kaldırımlar dostluk yapmaya başlıyor. Kaldırımlarda öylesine konuştuğumuz belki de bir başka kaldırımda aranan gözlerdir. Bir kaldırım bile bazen anlam taşıyabiliyor. :)