EgalitéMektupPeride Celal Peride Celal'in bu öykü kitabına adını veren, içindeki dört öykünün en uzunu -ort. 80 sy- olanı. Öykülere tek tek değinmeden önce, genel olarak, "gerçek"le uyumlu olmadıklarını söylemek gerekir. Bilindiği gibi, "gerçekçi", hayali olmayan anlamındadır. "Gerçek" ise, kurgudaki olayların, kişilerin vb gerçeğe uygun bir şekilde sergilenmesidir. Kurgu ister gerçekçi, ister hayali olsun, olaylar ve kişilerden oluşan örüntüsünün gerçeklere uygun olması gerekir. Yine genel olarak öykülerin keyifle okunduğu söylenemez. Beş-on sayfadan oluşabilecek öykülerin üçünün uzun tutulması boşu boşuna. İlk öykü Böcek'te çapkın psikiyatra gelen kadının ona tutulması şart mıydı? Gerçek yaşamda pek böyle değil ne psikiyatlar ne de hastaları. Mektup adlı uzuuun öyküsü ise başarılı ama kaprisli olan bir işadamı olan babanın Londra'ya okumaya gönderdiği oğludan gelen mektuplara sinirinin bozulması ve öykünün sonlarında evdeki emektar kahya kadının adama sulanması. Gerçek yaşamda, ne sinir bozucu mektup geldi diye işadamı eve kapanır ne de evdeki emektar hizmetçi durduk yerde o adama sulanır. Üçüncü öykü Koşucu'da, bir elektrikçi çırağının saf ve işine sadık çok yetenekli bir çocukken sonra giderek kibirli bir adama dönüşmesi anlatılıyor. Onun gittiği evdeki ağırlanma durumu da, yaşamının ileriki bölümünde işi gücü bırakıp siyasal hayallere kapılıp ters ve anlayışsız bir adam haline gelmesi de, gerçek yaşama uygun değil. Son öyküde, ailesine, okula başkaldıran ergen bir kızın hayalinde evini bırakıp Bodrum'a gitmesi ve yolda bulduğu gençle hemen ilişkiye geçmesi anlatılıyor. Gerçek yaşamda akıl sağlığı yerinde olan hiçbir ergen öyküdeki kadar kaba ve hakaretamiz şeyleri aklından bile geçirmez kendisine son derece iyi niyetli yaklaşan sevgi dolu ailesine karşı. Yolda karşılaştığı bir yabancıyı da hemen göklere çıkarmaz. Kısaca, uzun - ve basit oldukları için - sıkıcı ve de gerçeğe uymayan bu öyküler sıradanlığı aşamıyor ne yazık ki.