Peride Celal ile tanışma kitabım "Mektup" oldu. Dört ayrı öyküden oluşan samimi bir kitap. Dili akıcı, anlatımı samimi, kelime seçimleri muazzam ve okuru kitabın içine çeken farklı bir havası var. Öyküden öyküye geçerken fazla yabancılık çekmiyor insan, alışıveriyor çabucak.
İlk öykümüz "Böcek"; bir kadının yaşadığı buhranı ve ardından gelen ışığı,
İkinci ve kitaba da ismini veren öykü "Mektup"; çeşitli sebeplerle yalnız kalmış Saffet beyi ve hayatını,
Üçüncüsü "Koşucu"; hayatın hengamesi içerisindeki mesafeleri ve
Son olarak "Kaçak" isimli öykümüz de; özgürlüğe yapılan yolculuğun tadını damağımızda bırakıyor.
Geç tanıştığım bir yazar Peride Celal fakat iyi ki dediklerimden oldu yine.
Keyifli Okumalar!
Selam sevgili okur!
Mektup benim Peride Celal ile tanışma kitabım oldu.
İçerisinde toplamda dört tane öykü var. Hepsinin ana teması yabancılık duygusu diyebiliriz. Öyküleri okurken özellikle aile içi bireylerin birbirlerine yabancılaşma ve anlaşılmama duygularını okuyorsunuz. Hatta sadece bu duyguları okumakla kalmayıp, bu duyguların hangi davranışlara evrildiğini de okuyorsunuz. En uzun olan öykü Mektup kitaba da ismini vermiş ve diğerlerinden biraz daha etkileyici bulduğunu söyleyebilirim l fakat hepsini keyif alarak okudum.
Öykülerin sevdiğim bir başka yanı şu oldu; daha ilk satırdan itibaren kendinizi öykünün içerisinde buluyorsunuz ve hiç garipsemeden, yabancılık çekmeden ve hatta sanki karakter bir süredir tanıdığınız biriymişcesine dalıp gidiyorsunuz.
Çok başarılı ve akıcı öykülerdi ve mutlaka başka eserleri ile okumaya devam edeceğim.
Herkese keyifli okumalar dilerim
İsterseniz YouTube kanalıma da bakabilirsiniz.
youtube.com/c/EL%C4%B0FBEGE...
İçinde birbirinden bağımsız 4 Hikayenin olduğu Bir kitap. İlk hikaye olan böcek hariç diğerleri güzeldi. Özellikle kitaba adını veren "mektup" hikayesi Yazılış şekliyle, duygusuyla çok hoştu. Tavsiye ederim.
6.5/10
İlk öykü olan "Böcek" üzülerek söylüyorum ki okuduğum en kötü öykülerden biriydi. Anlatımı çok amatörce geldi, hatta bu kitabın yazarın yazarlık kariyerinde epeyce ilerlediği döneminde yazdığı bir eser olmasına şaşırdım, o derece sevmedim o öykünün üslûbunu. Neyse ki sonraki üç öykü gayet güzeldi; kitaba adını veren Mektup adlı neredeyse yüz sayfalık öykünün biraz Kafka'nın Babaya Mektup'undan etkilenerek yazıldığı belli, hatta sevmedigim Böcek öyküsünde de Dönüşüm'ün etkilerini hissetmek mümkün. Ama benim en sevdiğim öykü Koşucu adlı olandı; birinci tekil kişinin ağzından bir başka karakteri odağına alması sebebiyle farklılaşıyor da bu öykü diğerlerinden. Daha yalın, daha iddiasız bir anlatımı vardı, işlediği konu da güzeldi ve dokunaklıydı. Kaçak adlı son öykünün finalindeki küçük şaşırtmacayı da ayrı sevdim. Yani öyle beni aşırı etkilemese de genel olarak hoş, okuması keyifli bir kitaptı.
Peride Celal ile tanışma kitabım oldu. Keşke daha önce tanısaymışım. Dört öykü var içinde ve biri hariç hepsi çok iyi. Okuması oldukça rahat. Bizden biri gibi oluyorsunuz karakterlerle tanışınca. Ben aşırı beğendim. Bir oturuşta okunmalık. Diğer kitapları da sepete eklendi.
Peride Celal’in duru ve samimi anlatımıyla birbirinden etkileyici 4 öykü yer alıyor kitapta. Özellikle kitaba adını veren Mektup ve Koşucu isimli hikayeler gerçekten çok etkileyiciydi. Peride Celal okurken en sevdiğim şeylerden biri son derece yalın ve basit cümlelerin altında yatan derin ve çarpıcı mesajlarla karşılaşmak. İnsan psikolojisini çok iyi tahlil eden yazar, aile ve kadın erkek ilişkileri, kimlik, aidiyet, yabancılaşma, yalnızlık gibi konular üzerinde çok başarılı tespitler yapıyor. Gözlem yeteneğine ve kaleminin gücüne hayranım.
İlk defa Peride Celal okudum. Bu kadar geç taniştiğim için üzgünüm. Dili, anlatimi, hikayelerin orjinalliğini çok sevdim. Bundan sonraki hedeflerimde mutlaka en az bir Peride Celal kitabı ekleyeceğim. Umarim daha çok bilinir.
Dikkat spoiler içerir.
Yazardan oldukça güzel ve akıcı 4 tane hikaye içeren bir derleme. İlkinde bir ruh doktoruna giden inatçı ve güzel bir kadının, sürekli böcek gördüğünü iddia etmesi, kocasının ona inanmaması, doktorun onu tedavi etmeye çalışması, aslında olanın halüsinasyon olduğunu söylemesi, kocası ile ilişkiye girdiği zaman bu böceğin ortaya çıkışı ve kocasından ayrıldığından beri böceği görmemesi anlatılıyor. Sonraki hikayede fakir ama azimli bir adam olan Saffet beyin zengin bir maliyecinin yanında çalışırken kızı ile evlenmesi, ancak pinti biri olduğu için karısı öldükten sonra Londra'daki küçük oğlunun ona yazdığı mektup anlatılıyor. Büyük oğlu ABD'de doktor olan ama küçük oğlu topal olduğu için şair olan adamın hizmetçisi Nuriye hanım ve ona ait detaylar, mektubu aldıktan sonra vasiyetini değiştirmek istemesi, kendine gelen bir kadının işini almaması, karısı ve çocukları hakkındaki düşünceleri ve o gece ölümü anlatılıyor. Bir sonraki hikayede annesinin evindeki elektrik tesisatı çalışmayınca dükkana giden ve adı Abdullah olan çocuğu alan kadının ona Abdülrahman demesi, çocuğun ellerinde büyümesi, annesi öldüğünde mezar taşını onun yapması, birden koşuya ilgi duyması, evlenip çoluk çocuğa karışsa da koşmayı bırakmaması, devletteki işinden solcu olduğunu söylediği için atılması, sürekli etraftaki düzensizliği engellemeye çalışması, herkesle bu yüzden tartışması anlatılıyor. Sonunda da evden kaçıp Bodrum'a çalışmaya gidecek olan kızın, otobüste bir adama denk gelmesi, yavaş yavaş muhabbeti ilerletmesi, ancak sonunda annesinin onu uyandırması ve yine rüya gördüğünü anlaması yer alıyor. Keyifle soluksuz okunan bir kitap.
EgalitéMektupPeride Celal Peride Celal'in bu öykü kitabına adını veren, içindeki dört öykünün en uzunu -ort. 80 sy- olanı. Öykülere tek tek değinmeden önce, genel olarak, "gerçek"le uyumlu olmadıklarını söylemek gerekir. Bilindiği gibi, "gerçekçi", hayali olmayan anlamındadır. "Gerçek" ise, kurgudaki olayların, kişilerin vb gerçeğe uygun bir şekilde sergilenmesidir. Kurgu ister gerçekçi, ister hayali olsun, olaylar ve kişilerden oluşan örüntüsünün gerçeklere uygun olması gerekir. Yine genel olarak öykülerin keyifle okunduğu söylenemez. Beş-on sayfadan oluşabilecek öykülerin üçünün uzun tutulması boşu boşuna. İlk öykü Böcek'te çapkın psikiyatra gelen kadının ona tutulması şart mıydı? Gerçek yaşamda pek böyle değil ne psikiyatlar ne de hastaları. Mektup adlı uzuuun öyküsü ise başarılı ama kaprisli olan bir işadamı olan babanın Londra'ya okumaya gönderdiği oğludan gelen mektuplara sinirinin bozulması ve öykünün sonlarında evdeki emektar kahya kadının adama sulanması. Gerçek yaşamda, ne sinir bozucu mektup geldi diye işadamı eve kapanır ne de evdeki emektar hizmetçi durduk yerde o adama sulanır. Üçüncü öykü Koşucu'da, bir elektrikçi çırağının saf ve işine sadık çok yetenekli bir çocukken sonra giderek kibirli bir adama dönüşmesi anlatılıyor. Onun gittiği evdeki ağırlanma durumu da, yaşamının ileriki bölümünde işi gücü bırakıp siyasal hayallere kapılıp ters ve anlayışsız bir adam haline gelmesi de, gerçek yaşama uygun değil. Son öyküde, ailesine, okula başkaldıran ergen bir kızın hayalinde evini bırakıp Bodrum'a gitmesi ve yolda bulduğu gençle hemen ilişkiye geçmesi anlatılıyor. Gerçek yaşamda akıl sağlığı yerinde olan hiçbir ergen öyküdeki kadar kaba ve hakaretamiz şeyleri aklından bile geçirmez kendisine son derece iyi niyetli yaklaşan sevgi dolu ailesine karşı. Yolda
İlk öyküsü Sedat Simavi'in Yedigün Dergisi'nde Ak Kız'ın Hikâyesi adıyla 27 Kasım 1935'te P. Gençay imzasıyla yayımlandı. Daha sonra Son Pasta, Cumhuriyet, Tan ve Milliyet gazetelerinde öyküler, röportajlar yayımladı. Roman da yazmaya başlayan yazar, Üç Yirmidört Saat adlı romanıyla Sedat Simavi Vakfı Edebiyat Ödülü'nü kazandı.
1916'da İstanbul'da doğdu. Tam adı Peride Celal Yönsel. İstanbul'da Saint Pulchérie Fransız okulunda okudu. 1944'te İsviçre'ye gitti, Bern'de Basın Ateşeliği'nde sekreter olarak çalıştı. Yurda dönüşte Basın-Yayın Kurumu ve Yeni İstanbul gazetesinde görev aldı.
"Ak Kızın Hikayesi" adlı ilk öyküsü 1935'te Yedigün dergisinde yayınlandı. Kolay okunan romanlarıyla tanındı.
Başlangıçta hareketli aşk ve serüven kitapları yazdı. 1950'den sonra ise gözlem, sanat ve çözümleme yanları ağır basan ürünler verdi.
15 Haziran 2013 tarihinde 97 yaşında hayatını kaybetmiştir. Cenazesi aile arasında yapılan sade bir törenin ardından İstanbul Zincirlikuyu Mezarlığı'na defnedildi.