Mutluluk, Haz İlkesi, Huzursuzluk
Puan vermedi·104 syf.·
Beğendi
·
2024 3. kitabı
Freud'un belki de en önemli ve anlaşılabilir eseri olan Uygarlığın Huzursuzluğu 'da; Freud mutluluk, haz ilkesi, cinsellik, saldırganlık, ölüm dürtüsü ve birey-uygarlık çatışması gibi konuları ele almış. İnsan mutluluğu arar, mutlu olmak ve öyle de kalmak ister. Freud, insanın sürekli mutlu olmasının yaradılış gereği mümkün olmayacağını ama sağlıklı bir zihin ve ruh hali ile mutsuzluğa karşı silahlandırılabileceğini söylüyor. Yani insan sıkıntılarını, dertlerini sıradan mutsuzluğa dönüştürebilir; mutlu olmayabilir ama mutsuzluktan kaçmanın yollarını bulabilir. Schonpehaur da "Akıllı kişi hazzı değil, acısızlığı ister." derken muhtemelen aynı şeyi söylüyordu. İnsanın sürekli zevk alarak yaşayabilmesi mümkün değildir. Çünkü herhangi zevkli bir durum uzadığında önce hoşnutluğa dönüşür; zamanla da azalarak biter. Devam etmesi durumunda, önceleri haz aldığımız durum acıya bile dönüşür. Tıpkı susuzluğumuz giderildiğinde su içmekten zevk alamayacağımız gibi. Yani hazzın sürekli hale gelmesi yalnızca gevşek bir hoşlanma duygusu verir. Bir şeyin sürekli olarak yinelenmesi bizi mutlu etmez. İşte insanın çelişkisi de buradadır, der Freud. İnsan yapısı gereği karşıtlıklardan zevk alabilir. İnsanın haz alabilmesi için o şeyin yoksunluğunu, acısını çekmesi gerekiyor. Misal açlık çekmek gibi. Açlık çeken insan doyduğunda tatmin olur ama acıkacağını düşünerek sürekli yiyen insan yediklerinden tatmin olamaz. İnsanın mutlu olma çabasını Freud iki şekilde açıklıyor: Birincisi haz ile gelen mutluluk, ikincisi ise acının ve keyifsizliğin yokluğu ile gelen mutluluk. Haz ile gelen mutluluk sürekli olmaz demiştik. Peki bizler ikinci şekilde gelen mutluluğu, yani acısızlığı mutluluk olarak görüyor muyuz? Pek çoğumuz görmüyoruz. Belki de mutsuzluğumuzdan şikayet etmemiz buradan ileri geliyor. Acı cekmemeyi, keyifsiz olmama durumunu ve huzuru mutluluk olarak görmediğimiz sürece de daha çok şikayet edeceğiz gibi. Hepimiz gençliğimizde mutlu olmanın hayallerini kurarız ama doyumsuz varlıklar olduğumuz için sonunda hayal kırıklığına uğrarız. Mutluluk çabalarının boşa çıktığını daha ileriki yaşlarda görenler, huzur yolu ile haz edinerek teselli bulur. Çevremizdeki yaşlı insanlara baktığımızda, onların "mutluluk" kelimesinden ziyade "huzur" kelimesini kullandığını görürüz: Huzurlu bir emeklilik, huzurlu bir hayat, huzurlu bir ölüm... Çünkü kabullenmişlerdir artık. Freud, insanı mutluluğa götürecek pek çok yol vardır ama insanı mutluluğa götürecek kesin bir yol yoktur, der. Her insan ayrı bir ruhtur ve her ruhun farklı doyum noktaları vardır. Her insan huzuru ya da keyifsizlikten kaçınma yolunu kendi bulmalıdır. Yani Freud aslında mutluluk yolunda bize bir reçete sunmuyor ama acılarımızın hepsini ortadan kaldırmasak da bunları azaltabiliriz, bazılarını hafifletebiliriz, diyor. Freud'u hiç bu kadar iyimser görmemiştim.:) Ayrıca sevdiğimiz bir işte çalışmanın, sanatla uğraşmanın ve gün içinde can sıkıntımızı giderecek yatıştırıcılar bulmamız gerektiğini de ekliyor. ( Bu kimine göre oyun, kimine göre film, müzik, kimine göre de kitap okumak olabilir.) Gelelim Uygarlığın neden huzursuz olduğuna. İnsan ( Freud'a göre) saldırganlık ve cinsellik gibi dürtüler ile doğar. Saldırganlık ; öfke, haset, kıskançlık, rekabet, hınç, intikam duyguları, öç alma, nefret, kendine yönelik şiddet, intihar ve adam öldürme gibi arzuları içinde barındırır. Uygarlık ya da toplum insanın içinden gelen saldırganlık ve cinsellik gibi güdüleri törpüler, gizler. Bu da modern insanı kendi içinde çatışmaya sürükler ve huzursuz eder. Yani insan içindeki hayvani dürtülerle birlikte aynı zamanda uygar insan olmaya çalışır. Bu da insanın özgürlüğünü engeller ve insanı mutsuz eder. Hayvani güdülerle güdülenen insanın aynı zamanda uygar olmaya çalışması bir çelişkidir ve trajedidir ama aynı zamanda insan uygarlıktan da vazgeçemez. Bu durumda ise uygarlığın huzursuzluğu kaçınılmazdır.
Uygarlığın HuzursuzluğuSigmund Freud · Metis Yayıncılık · 20203,982 okunma
··
7 +1'leme
·
6bin Gösterim
11 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Yaşlı insanlara baktığımızda; Mutluluk yerine ''Huzur'' kavramının arzulandığı ve dillendirildiği gözlemliyoruz. Hayatın ikinci yarısının getirdiği bir psikoloji olarak; huzur, mutluluğa göre daha kolay ulaşılabilir/elde edilebilir olmasıdır. Bu konuyla ilgili olarak Arthur Schopenhauer 'in Mutlu Olma Sanatı kitabında okumuştum. Sanırım bu alıntı, demek istediklerimi tam yerine oturtmuş olacak: #165574000 Arthur Schopenhauer ile Sigmund Freud birbirlerini tümlemişler gibi duruyor.
Mustafa A.
Gönderi Sahibi
Huzur, mutluluğa göre daha kalıcı bence de. Schonpehaur da benzer şeyleri söylemiş zaten. Muhtemelen Freud da okumustur Schonpehaur'ı.
Emeğinize sağlık , kitap hakkında bugün okuduğum ikinci inceleme 🤨👏🏼👏🏼📚okumak farz oldu sanırım 😇🤨
Mustafa A.
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim. 🙏Beğeneceğinizi umuyorum.:)
Ellerine sağlık 👏🤌 Yine güzel bir inceleme okuduk sayende. Peki Freud okumaya bu kitaptan başlamak doğru olur mu?
Mustafa A.
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim🙏Anlatım olarak da konu olarak da en kolay kitabı gibi geldi bana. Bence doğru olur.:)
Okudum Anladım Kabul Ediyorum İmza ✍🏻
Mustafa A.
Gönderi Sahibi
Engin Mavi İnsanların keyiflerini yerine getirecek bir inceleme diye düşündüm. Okuyanlar "aslında biz mutluymuşuz" diyebilir.😅
Elinize sağlık öncelikle, psikolojiye başlamak istiyorum genel anlamda ve psikanaliz de bu konudaki onemli parametrelerden birisi, bu konuda okuduğunuzu gördüm nasıl bir başlangıç önerirsiniz Freud veya başka bir yazar da olabilir hangi kitap uygun olur vs genel anlamda önerinizi merak ettim
Mustafa A.
Gönderi Sahibi
Merhaba yorumunuzu yeni gördüm. Yeni başlayacaksanız kesinlikle Freud önermem. Alfred Adler ya da Erich Fromm un herhangi bir kitabı ile başlamanızı tavsiye ederim. 5 ay sonra cevap vermiş oldum kusura bakmayın.