Yeni yıl gelir ve ölüm gider. Dünya üzerinde yalnızca bir ülkede ölen olmaz. Kitabın konusu başta beni heyecanlandırdı ama kendi açımdan Körlük ve Kopyalanmış Adam kitaplarını daha çok beğenmiştim.
Kitabı tüm olaylara hakim olan, her şeyi detaylarıyla anlatan yazarın ağzından okuyoruz. José Saramago virgül kullanmayı çok seven bir yazar ve bu durum diyalogları kaçırmanıza neden olabiliyor. Anlatım biçiminin sıkıcı geldiği de olmadı değil. Yazarın ölümü kendi görüşüyle yorumlaması, kurgulaması bazı noktalarda mantıksız gibiydi ama sonuçta kurgu diyebilirsiniz.
Kısaca konuya gelirsem; (Spoiler olabilir)
Hiç kimsenin ölmediği ilk günün şoku atlatıldığında tüm halk durumu kabullenir ve hayat şenlik havasında yaşanmaya başlar. Ancak hasta, yaralı, can çekişen insanların ölememesi ve önce hastanelere sonra da ailelerine yük olmaya başlamaları ile sevinçle karşılanan ölümsüzlük hükümet ve halk için külfet haline gelir.
Anlatıcının, ölüm olmayan ülkede gördüklerini, duyduklarını ve bildiklerini okuduğumuz kitapta; aslında ölüm olmazsa ekonomik, toplumsal ve insani olarak başımıza neler gelebileceğini görüyoruz.Ama kitap yarısından sonra yön değiştiriyor ve başlangıçta ölümün olmadığı bir ülkede yaşanacaklar anlatılırken, konu bir anda çoğu kişinin kafasında canlanan haliyle tırpanlı “ölüm”ün macerasına dönüyor.