Oscar Wilde ın Reading cezaevinde iken Bosie ye yani Lord Algred Douglas a yazdığı bir mektuptur bu kitap.
Kitabı okuyan kişiler bir erkeğin başka bir erkeğe yazdığı aşk mektubunu görünce tabii ki biraz rahatsızlık duyacak. Ama Bosie nin büyük yazara yaptıklarını da eminim merak edeceklerdir. Bosie, kendini beğenen, bencil, isteksiz ve bence hayırsız bir insan. Kitabın ilerleyen kısımlarında da aslında Wilde nin aydınlanma ve dini hayatına yansıtma şeklini görmüş olmak biz okurları bir tık tatmin edecektir.
Kitap önce Sevgili Bosie diye başlıyor, sonra da Sevgili Arkadaşınız olarak son buluyor. Çünkü Wilde ye yaşattıkları hiç kabul edilebilir değil. Okuyan her insan Wilde ye net bir şekilde hak vermiştir.
Bilindiği üzere kitabı Bosie hiç okuyamadı. Zaten hapishane yönetimi mektupları hapishaneden çıktığında Wilde ye, Wilde de başka bir aşk yaşadığı arkadaşı Robert Ross a verdi ve kitap yayınlandı. Yani bu aşk hikayesinin kahramanı mektupları okuyamadı ve bir başka aşık kitabı yayınladı. Yani Bosie nin rakibinin elinden bu kitap doğdu. Garip bir hikaye. Kitap Wilde nin ölümünden 5 yıl sonra yayınlandı.
Wilde nin hapishane yaşantısı yazar için çok zor olmuştur. Öncelikle kendi açtığı bir davadan dolayı cezaevine gitmiştir. 2 yıllık süreçte çok dostluklar edinmiştir. Ama açlık, uykusuzluk ve hastalıklar onun yakasını bir türlü bırakmamıştır. Cezaevinde iken hatta kulak zarı patlamış ve daha sonradan da zaten bu nedenden dolayı hayata gözlerini kapamıştır. Katı cezaevi müdürü onu sürekli zor işlerde kullanmış ve kitap okumasına ilk dönemlerde izin verilmemiştir. Daha sonradan hastalığından dolayı acımışlar ve kitap okumayı serbest hale getirmişlerdir.
Cezaevinde onun dikkatini çeken kitap Dante Alighieri nin Cehennem kitabı olmuştur. Çünküsü basit. Çünkü bu dünya onun için bir cehennemden farksızdır ve ölünce ödüllendirileceğine inanır.
Kitabı okuyunca açgözlülük ve gereksiz sınırsız arzunun bir insana yapabileceklerini net bir şekilde gördüm. Olmayacak şeyi zorlamamak en sağlıklısı. İş çığrından çıkabiliyor. Ayrıca entellektüellik ayrımı da bariz belli. İki kişinin birbiri ile entellik düzeyinde uzaktan yakından alakası yok.
İlerleyen kısımlarda zevk ve başarının bir sanat eseri olduğundan bahsediyor ve acıdan doğunca daha büyük bir aydınlanmanın ve gelişimin olacağından bahsediyor. Tevazuya ve diğer mahkumlarla özdeştirme yoluna başvuran yazarımız cezaevinde huzuru bir şekilde buluyor.
Kitaba puanım 8.
Gerçekten aşk mektubu muymuş ben bilmiyordum, vaktinde çok sevilmiş bir insana yazıldığı belliydi zaten eski sevgilisine yazmış sanki falan demiştim birkaç kez 🤭kitabı severek okumuştum, güzel bir inceleme olmuş ellerinize sağlık 🙏