İşlerin çığırından çıktı zaman, her şeyin tepetaklak olduğu, felaketlerin yaşandığı zaman sonrası, insanoğlunun aşırı muhafazakarlaşmaya başladı zamandır. Kendi kabul ettiklerin normların haricinde farklı olan her şeyin anormal kabul edip, bunlara karşı büyük bir nefretin geliştiği toplumu anlatan bir kitap okuyoruz.
David küçüklüğünden beri birşeylerin farklı olduğunun farkındaydı belki. O ve sekiz arkadaşı telepatik olarak iletişim kurduklarını anladıklarında, aslında büyük bir korku ile de yüzleşmek zorunda kaldılar. Onlar yaşadıkları topluma göre farklıydılar yani Şeytanın Tohumu. Kitabın ilk yarısında David bize neyin nasıl geliştiğini anlatıyor. İhtiyatlı olmanın hissettirdiği ağırlığı. Son çeyrek ise kaçma kovalamaca.
Yine tahammül edemediğim bağnaz bir toplum. Bilmedikleri, anlam veremedikleri herşey onlar için sapkın. Aslında olanlar bir tür ortaçağ dönüşü gibi. Arka kapak yazısı bize bir nükleer felaket sonrası hikayesi veriyor. Mutasyona uğramış bir dünya. Mutasyon sonrası her kültür kendi doğrularını oluşturmuş. Bu doğruların dışında kalan her şey kötü. Ve bu farklı olanlara karşı gösterilen tahammülsüzlük ve bağnazlık toplumda korkunun hüküm sürmesine de neden oluyor.
Kitabın yazıldığı zaman itibari ile söylenmek istenilen açıkça insan oğlunun bağnazlığına karşı bir atıf gibi. Hızlı, akıcı, merak uyandırıcı. Alıştığımız tarzdan biraz kısa ama anlatılmak istenen net ve anlatım basit. Kitaptaki bir çok karaktere karşı sempati, üzüntü, kızgınlık hatta nefret hisleri duyabilirsiniz. Benim için gayet güzel bir okuma oldu. Bu tarzı seviyorsanız okumanızı tavsiye ediyorum.
KrizalitlerJohn Wyndham