EgalitéAlâeddin Şenelİlkel Topluluktan Uygar Topluma Önsözünün 1980'de yazıldığı bu çalışma, zamanına göre ülkemiz bakımından zengin kaynakçaya sahip. Yazar aslında siyaset bilimci olmasına rağmen, kitabın başlığının da belirttiği meseleyi ele alırken buna uygun olarak yerli yabancı arkeolojik kitaplardan yararlanıyor. Ancak, belki aradan 40 yıldan fazla zaman geçmesi nedeniyle belki de uzmanı olunmayan bir alanda top koşturulduğu için önemli eksiklik içeriyor. Bir kere, kendisinin de belirttiği gibi, çalışmasının persektifindeki ana elemanlardan biri Karl Mannheim. Yazarın kendisi daha çok Marksizm'den etkilenerek yazdığı bu kitabına Mannheim gibi Marksizm karşıtı bir burjuva düşünürünü temel referans olarak alması epey yadırgatıcı. İkincisi, eklektik bir çalışma; Frazer, Lévi-Bruhl, Spencer, Durkheim gibi günümüzde genel anlamda unutulmuş tek boyutlu evrimci düşünürlerden bol bol yararlanıyor. Üçüncü olarak, biraz yararlandığı Lévi-Strauss, Sahlins hattâ Tylor'ı ise eski toplulukları savunur bulunca hemen eleştiriyor, dahası yadsıyor. Dördüncü olarak, tek boyutlu ilerlemeci ve evrimci bakış açısıyla, eski toplulukların eşitçiliğini ve kendine yeterliğini bile beğenmiyor, teknolojik gelişime ve -arti ürün şeklinde- toplumsal artıya sahip olmaları gerektiğini ileri sürüyor. Toplumsal gelişmenin itici gücünün fetihçilik (ve çöreklenme) ve doğal çevre olduğunu öne sürüyor. Fetih yoluyla uygarlığın yayılması düşüncesini tarihçi Oppenheimer'den almış gibi görünüyor. Halbuki hem fetih hem de çevresel faktörler görünüşte ikna edici gibi görünse de, hattâ günümüzde Jared Diamond gibi popüler bilim yazarları tarafından çevresel faktörler ileri sürülmeye devam etse bile, gelişme literatürüne hakim olanların bileceği gibi, hem fetih hem de çevresel faktörler aslında çoktan beridir eksikliği ve yanlışlığı yeterince kanıtlanmıştır. Yine de, en başta dediğim gibi, en azından zengin kaynakçasını önemseyince ve akıcı ve berrak anlatımı dikkate alınınca, okunmaya değer bir kitap.