Kelimelerle aramın çok iyi olmadığını biliyorum ama Martin Eden okuduktan sonra onun incelemesini yapmazsam gururu incinirdi Mart'ın. Spoiler vermeden bunu nasıl başaracağım hiç bilmiyorum ama umarım başarabilirim
Kitabı tavsiye üzerine elime aldığım için beni güzel bir hikayenin beklediğini biliyordum ama bu denli canımı yakacağını tahmin etmiyordum.
Yer yer çok ağladım bilirim çünkü çaresizliğin ne demek olduğunu ,yer yer gülümsedim, yer yer hadi kalk tut ellerimden dedim Mart'a . Yer yer onunla birlikte bende dövüştüm. Yer yer çok kızdım merhametine . Ama sonunda onunla birlikte bende yenik düştüm. Onunla birlikte her hissini , her yenilgisini , zaferini taşımak belki de ağır gelmişti kalbime.
Çok sorguladım insan nedir diye.
Sahi insan neydi cidden ?
İnsan insanın kurdu mudur evet bu kitapla bunu anladım. İnsan insanın kurdudur.
Bir yerde okumuştum. Şöyle diyordu : "İnsan cinsinin karşısına bir eksikle veyahut bir kusurla çıkmayagör , hiç vakit kaybetmeden noksanına bir hüviyet atfeder, eksiğini ismin, kusurunu da sıfatın yapar fısır fısır kulağına okurlar . Sen daha ne olduğunu anlamadan özünü, şahsiyetini ağır ağır çeker alırlar elinden ; gözükmesin, bilinmesin, anılmasın istediğin o kusurunu bayrak gibi taşı diye eline tutuştururlar. Bir bakmışsın sâfi eksik olduğun yerden varsın .
Tam manasıyla kitapta gerçekleşen olay buydu . Kendi halinde mutlu olan Marten Eden denizcilik yaparak geçimini sağlamakta, gücüyle kuvvetiyle bir çok kızın gözdesi olmakta parasız olmasına rağmen yine de hayatın lezzetini alabilmekteydi . Taaa ki Ruth ve burjuvazi ailesi ve kalıp yargıları ile karşılaşana kadar. Ruth' u görür görmez ona aşık olur ve belki de hayatında oynadığı en büyük kumarı oynar onu elde edebilmek için. Kitaplarla tanışır okur ,okur ,okur okudukça ne kadar bilgisiz olduğunu anlar ve aslında Ruth'un aşkı onda daha büyük bir aşkın ortaya çıkmasını sağlar: "yazmak"
Yazmaya başlaması ve yazar olmak istemesi çevresi tarafından çok gülünç bulunsa bile onun vazgeçmeye niyeti yoktur çünkü biliyordur günün birinde kitaplarının çok satacağını. Bu uğurda her şeyini feda eder, bisikletini ,takım elbisesini ,uykusunu, gecesini, gündüzünü...
Uykusuz ve aç kaldığı gecelerde yazıp pulladığı eserlerinin sürekli red yemesini bir türlü kabul görmemesinin Martinin azmini daha da körüklemesi ve editörleri yerden yere vurup çokça eleştirdiği anları yazar o kadar güzel aktarır ki ve bir aşkın insanı nasıl bir çıkmaza sürüklediğini...
Eserin devamını sevgili okurlara emanet etmek istiyorum.
Ve kapanışı şu güzel alıntı ile noktalamak istiyorum.
" Bazen bana öyle geliyor ki
Bütün dünya
Bütün hayat
Her şey içimde duruyor
Ve sözcüsü olmam için feryat ediyor.
Hissediyorum...
Ama anlatamıyorum..."
Hoşçakal Martin
Martin EdenJack London