Gönderi

10/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2017 55. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 23 Ağustos 2017 04:08
Hayatımız; sorgusuz, sualsiz ve amaçsız ilerleyen biricik davamız. Kitabı bitirip derin bir nefes soluduktan, sonra gelde bu kitaba layık bir inceleme yaz yazabilirsen, dedirten bir eser. Yazmak zorunda değilm elbette ama ne demişler; "okuyun, elinizden geldiğince de okutun" ee bende belki de bu olaya bir elçi, bir vesile olmak ister ve incelememe de bu sebeple başlarım. Öncelikle Franz Kafka tarafından bizlere yol gösterme amaçlı gönderilen Josef K. isimli baş kahramanımız, her gün evinden işine, işinden evine tam da sistemin istediği şekilde bir birey olarak yaşar ve gidip gelir. Ama bir gün hayat ona iki tane adamını gönderir ve " O K' ya söyleyin, beni arasın bulsun, ben ona o tohumu boşuna vermedim. Beni aramaz ya da bir çaba sarfetmezse eğer beni bulmak için, ömür boyu tutsak kalır, kendi kafesinde. O çobanının istediği yoldan değil, çobanı onun istediği yoldan ilerlesin." der ve adamlarına da K'ya iletmesine söyler. İşte davamız böyle başlar. K ilk başlarda önemsemez tabi. Ama merak işte, ne geliyorsa insanın başına ya meraktan gelir ya da dayaktan. Kafes insanın kendisidir. Ama özgürlüğü de yine kendisidir. K da kafesinden kurtulmak için düşer özgürlüğünün ve hayatın peşine. K'nın davası kısa zamanda herkesin diline düşer. Çünkü K'nın davası diğer davalar gibi değil onun ki bir Varoluş davasıdır. Kaçımız K gibi avukattan vekaletimizi çekip kendi Varoluşumuzu kendimiz belirliyoruz. Onu geçtim kaçımız Varoluşumuzu sorguluyoruz ya da niye sorgulayalım ki. Çünkü sorgulamak, düşünmek demektir, akıl demektir. Biz kullanmıyoruz, düşünmüyoruz ama çok iyi televizyon izleriz bak, sosyal medya hesaplarımıza yediğimiz yemeklerin fotoğraflarını ya da yapmacık portlerimizi çok güzel ekleriz mesela, hele çevreyi ohh çok güzel kirletiriz çünkü belediye çalışanları ne için varlar ki değil mi, hele bir de bir birimizi o ufacık şeyler için öldürmemiz var ya birinci sıradayız o konuda. Bu şu takımı tutuyor öldürelim, bu türk, kürt, ermeni, laz... öldürelim, bu siyah-beyaz öldürelim, bu alevi, sunni, atesit, deist.. öldürelim, bu şu dine mensup öldürelim.. zsten bunlar insan değiller öldürelim. Maalesef biz düşünmüyoruz, bize verilen nimet yani akıldan faydalanmıyor aksine ikisini de öldürüyoruz. Çünkü öldürmek bizim işimiz. Kitap hakkında değinmek istediğim bir diğer konuda otorite. Dikkat ettiyseniz otorite hayatımızın her yerinde. Otoriteyi ilk aileden öğrenir, sonra o çark ilerler ilerler düzenli bir şekilde ilerler ta ki iliklerimize kadar. Tebrikler artık sende otoriter bir bireysin. Ve sonsuz bir labirenttesin, bir çıkışa ulaştığını sanırsın ama o çıkış başka bir çıkışın başlangıcıdır. Kurtuluşu olmayan bir sistemin bir otoritenin içindesin, ya kurtulduğunu sanırsın ya da K gibi sonsuz bir kurtuluşa erersin. Ve son olarak; Her insan, kendi davasından asılır... youtu.be/tlKhKUFYXKQ
Felsefe
DavaFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202163,9bin okunma
··
10 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
İnsani tanima sanatını okurken aslında insanin her hareketinde ( masum gorunenlerde dahi) üstünlük dürtüsü olduğunu farkettim. Otorite insanda hep varolmus ve varolacak bir psikoloji bu istemli ya da istemsiz olacak. Önemli olan kontrol. :)
İbrahim Koç
Gönderi Sahibi
Dediklerinize harfiyen katılıyorum, ilaveniz için teşekkürler. Otorite, geliyorum demez :)