Gönderi

10/10
·168 syf.··
2024 68. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2024 19:08
Yaşam, bir çok kavramdan oluşan olgular bütünü. Yani etrafımız anladığımız veya anlamadığımız bir sürü kavramla çevrili. İçi boşaltılmış anlamından kopartılmış kavramları da düşünürsek bu “yaşam” denilen durum içinden çıkılamaz bir karmaşadır. Bu kaosu ortadan kaldırmaya yönelik bulunan tüm tanımlamalar onu daha da karmaşık hale getirdiği gibi insanı da bir seçenekler dağı karşısında yalnızlaştırmıştır. Bu kavramlardan en tartışma götürdüğü halde herkes tarafından anlamı bilindiği varsayılan postulatlar insanı bir labirentin içine sokar. Postulatların bir kısmını sayalım çünkü bu giriş bizi kitaba götürecek. Az sabır. Bunlar “erdem”, “ahlak”, “sevgi”, “aşk”, “bağlılık”. Erdem ve ahlak o kadar birbiri içine geçmiştir ki. Biri olmadan diğeri olamaz. Erdem ahlaklı kabul edilen çizginin içinde yer almaktır aynı zamanda ise erdem bir varoluşun sonucu işlevselliği aşmaktır. Bıcağın erdemi kesmek, arabanın erdemi bizi taşımaktır. İşlevsellik açısından insan çok kompleks bir yerdedir. Çünkü insan öldürebilendir, tecavüz edebilen, çalabilendir. İşte bu noktada erdem bu özellikleri aşabilmektir. Şöyle ki tüm dinsel yapılar bunu salık verir. Matta İncili, 5.Bap, 39 : "Fakat ben size derim: Kötüye karşı koma ve senin sağ yanağına kim vurursa, ona ötekini de çevir." Erdem bir hedeftir. Bu yolda yani erdemli olma yolunda pek çok yol denenmiş ve bulunduğu iddaa edilmiştir. Sinizm bunlardan biridir. Erdeme, mutluluğa ve bağımsızlığa hiçbir değere bağlı olmadan bütün ihtiyaçlarından sıyrılarak ulaşabileceğini savunan bir felsefe. Kitap bu noktada devreye giriyor işte. Bir ulu kişinin toplumda saygınlığı üstünlüğü başka kurumlarca(Nobel gibi) teyit edilmiş bir kişinin kendi erdem anlayışı aşka sevgiye toplum kurallarına karşı duruşunu ölüm anına kadar nasıl ustaca bastırıp erdemli olarak kabul gördüğünün özeti. Kendi sinizmini yaşarken hiç sorgulanmamış özel hayatını ortaya döküyor. Tüm taşlar yerine otururken sadeleştirilen dünya klasiklerini anımsatıyor yaşananlar. Aslında yazar bu noktada ilahlaştırılan tüm toplumsal figürleri sadeleştirilen dünya klasiklerine benzetiyor. Sadeleştirenin insafına kalmış bir eser. Bizde etrafımızı sadeleştirirken etrafımızda bizi sadeleştiriyor. Ölüm döşeğinde çok az zamanı kalmış nobel edebiyat ödüllü yazarın imajının arkasındaki personanın sesini duyuyoruz bu romanda. Sadeleştirilmiş bir yaşamın temize çekilmemiş halini sunuyor kadın yazar bize oldukça mümkemmel bir kurgu ve iyi bir edebi dille. Aslında terk edilmiş, hiç büyümeyen büyümemek için her şeyi göze alan bir korkak kişiliğin uyumsuzluklarıyla yakaladığı başarının tamamen kendi ile savaşın toplum ile savaşının elinden oyuncağı alınmış bir çocuğun feryatlarıyla kazanalıdığını anlatıyor. Her satırda kendi hayatını yazan bir çocuğun hastalıklı bakış açısını rasyonalize etme çabasını okuyoruz romanda. Kendini ne kadar saklamaya çalışsada eninde sonunda yakalanıyor romanın kahramanı nobel ödüllü yazar. Üstelik onu yakalayan ömrü boyunca işlediği cinayetin sebebi ve sonucu olan karşı cinse duyduğu ölümsüz çocukca ve hastalıklı aşkın nesnesi bir kadın gazeteci tarafından. Kurgu bu noktada beni çok mutlu etti. Hoş aksi olamazdı yani bir sürprizden çok kurgunun olmazsa olmaz bir noktasıydı. Kitap zaman zaman aforizmik öğlerin ortaya çıktığı bir felsefik roman kıvamında olsa da daha çok bir günah çıkarma seansı. Hayatın süregenliği içinde yanlış tanımladığını düşündüğü tüm değerlere göndermeler yaparken, kendi sinizmi içinde tutarlı olan kendi tanımlarını ortaya atıyor. “Çıkar gözetmeyen kibarlığın temel özelliği tanınmamak hale gelmek, görünmez, şüphe duyulmaz olmaktır çünkü adını veren bir hayırsever asla çıkar gözetmiyor olamaz.” Bir erdem tanımı ki ancak kitabın sonunda tümüne hakim olabiliyorsunuz. Kitabın kadın yazarının en önemli başarısı da bu bence. İnce ince işlemiş romanı ki Fransa da ilk romanı olmasına rağmen iki ödül almış. Ve gelelim kitabın bende yarattığı başat soruya “Kötü niyet sadakatsizlikten, ikiyüzlülükten, kalleşlikten çok daha kötüdür. Kötü niyetliysen vicdanınla mücadele ettiğünden değil, ‘alçakgönüllük’ ya da ‘ağırbaşlılık’ gibi güzel isimler kullandığın aşırı duygusal kendini beğenmişliğinden, öncelikle kendine yalan söylüyorsundur. Sonrasında, başkalarına yalan söylüyorsundur ama dürüst ve kötü yalanlar değil, ortalığı karıştırmak için değil, hayır: Sizinkiler, herkesi mutlu edecekmiş gibi gülümsemeyle söylenip duran ikiyüzlü ve küçük yalancıların yalanıdır.” Bu cümle üzerine o kadar çok düşündüm ki, kitap bu cümleden çıkmış gibi geldi bana. Nobel ödüllü roman kahramanının tüm yaşam öyküsü bu iyi niyet ve kötü niyet algısı üzerine kurgulanmış çünkü. “Yazar sorular soran kişidir, o sorulara cevap veren değil.” Soruları verilen kişisel cevaplar bazen kelimelerle ifade edilemez. Kelimeler belirsizlik doğurur kesinlikten uzaktır. Kendi cevabınız için sorular istiyorsanız okuyun bu kitabı.
Edebiyat & Roman
Katilin DevasıAmélie Nothomb · Sahi Kitap · 096 okunma
·
1.270 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Kaleminize sağlık güzel, düşündürücü bir yazı olmuş 🌼
Pelin
Gönderi Sahibi
Çok teşekkür ederim 😊